İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal... İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler

 

Şeyhmus Diken

Şêx Mehemed Düzü’nün Mehmedi*

“Wext hatibû; wext, wexta çûyinê bû”

Şehri kadimin en alımlı yeri olsa da Şemsiler Kayalığının üstü “Şêx Mehemed Düzü”, yaşıyorken kimse anılan mekâna imrenmez. Çünkü orası mezarlıktır. Ölümünden sonra da oraya defnedilmek arzusu şöyle bir içinden geçer insan tekinin. Kimileri de içinden geçirmekle yetinmez, vasiyet eder. Ölünce “Beni orada, Şêx Muhammed Düzlüğünde münasip bir yere defnedin” der.

Şemsiler kayalığının en uç noktası, kayalığın bittiği yerin hemen altı Ben û Sen vadisidir. Tam karşısında Sem’an (Gazî) Köşkü de dâhil diğer bazalt köşkler, şehrin akciğeri Hevsel Bahçeleri, kutsal kitapların vazgeçilmezi Dicle Nehri, Roma-Bizans artığı Ongözlü Köprü ve Kırklar Dağı vardır. Cepheniz böyle zengin de ardınız fakir sanmayın. Ardınızda kalan yerde de koca Diyarbekir var. İlk gözünüze çarpan haşmetli surlardır.

Kayalığının bitim yerine yakın noktasında şimdi bir duvarı bazalt bir odalık mekân daha var. İşte o odanın bazalt duvarı bizim çocukluk yıllarımızda “Dua yeri” olarak da kullanılan bir “Namazgâh”tı. Kurak geçen mevsimlerde yağmur duasına gidenler o duvarın önünde gökyüzüne doğru yakarır ve yağmur isterlerdi. Anlatılır ki gündoğumuna bakan ve öngörünüm alanı teras gibi çok da albenili olan o dua yeri aslında eski bir güneş tapınağının bulunduğu mekan(dır). Şemsiler yani yüzüne güneşe dönüp ibadet edenlerin en eski mekânlarından biridir o teras yeri…

Sonrasında Şemsiler Kayalığının bir başka isimle anılması, kökü Hindistan’a kadar dayanan Halvetî’lerin Piri İbrahim Gülşenî’nin babası Şeyh Muhammed Âmîdî’nin bazalt taştan yapılmış ve etrafı da duvarla çevrili türbesinin anılan mekânla buluşmasıyla örtüşür. Ve yakın zamanda oraların adı artık Mardinkapı Mezarlığıdır.

Çocukluğumuzda Şemsiler Kayalığı bir seyir mekânıydı. Mezarlığın hemen altına denk gelen Şemsiler Kayalığı bölgesi şimdilerde olduğu gibi gecekondu türü yapılarla işgal edilmemişti. Şemsiler’e, o eski yıllarda, Diyarbekir tabiriyle Çıxari’ya (Pikniğe) gidilirdi, semaverler ve bilumum piknik edevatıyla tabii ki.

Şehir büyüdü, göçlerle boğuldu, adeta kendi olmaktan çıktı şehir! Kim nerede, hangi mekânı sahipsiz buldu ise kendince sahiplendi. Kendi doğru bildiği kimliğini de o sahiplendiği mekâna yeniden işledi. İşte şehrin bir dolu eski mekânı yeniden bu yeni sahiplerce işlevlendirilirken şehir de bu şekilde kimlik değiştirdi. Böyle bir olumsuz değişim yaşanınca Şemsiler Kayalığına da gecekondulaşma nasip oldu. Artık ne güneşe tapınılan mekânın adı anlıyor, ne Qereçîler Xanı’nı bilen var. Ne de yolun hemen solundaki Xatun Kastal’ın şimdilerde kurumuş ve de yıkılmış suyu dahi akmayan halinin bugün ne mana taşıdığını bilen var…

İşte şimdi yeni adıyla Mardinkapı Mezarlığının, eski adıyla Şêx Mehemed Düzlüğü’nün binlerce sakininden sonra yeni bir sakini var: Mehmed Uzun. Güneşe tapınılma mekânı olan “Dua Yeri-Namzgâh”ın hemen arkasındaki yerde yatıyor Mehmed Uzun. En az 600 yıl önce vefat etmiş bir başka Mehmed’le, Şêx Muahammed Âmîdî ile komşu olarak.

Yıllar önce daha lise öğrencisi iken kendinden yaşça epeyce büyük bir önceki kuşakla Diyarbakır Mahpusunda başlayan yol arkadaşlığının neredeyse 40 yılı bulan serüveninin son durağı Mehmed’in şimdi yattığı ebedi istirahatgahı. “Nar Çiçekleri” adını verdiği deneme kitabında eski bir Diyarbakır evinde daha öğrenci iken başlayan sonra mahpusluk ile pekişen, daha sonra da yazdığı bütün edebi metinlerine nüfuz eden şehri kadim Diyarbekir’in koynundaki “Hayırlı evlat”tır artık Mehmed Uzun…

Zaman gelmişti. Ve artık zaman gidilecek menzile ulaşılma zamanıydı Mehmed için. Rahat uyusun toprağında, emin ellerde mirası. Mahcup etmeyecek “Dua Yeri”nin yeni yol arkadaşının sakinini bu coğrafyanın evlatları…

22 Kasım 2007 Perşembe 

* Mehmed’in vefatının 40. günü Kürtçe olarak 5 seyda tarafından okunulan kırk mevlidinin akabinde yapılan mezarlık ziyaretinden hemen sonra bu yazı yazıldı.

 

 
Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
Google