![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Sabri Kuşkonmaz Soğuk Takvim gelibolu'dan mı bindiniz, keşan'dan mı? bu soruyu ne sevgi bildi ne ben müçteba bey ne olur ölmeyin son bir yıldır kırık masamdaki takvim
emniyet durağında bindim metroya hem yolcu hem dilenci üç kadın verimli sokaklarını konuşuyor kentin didik didik arıyorlar dedi genç olan akşam ezanından sonra korkma, serbest her şey sendeleyen küçük kızını kavrayıverdi bakmadan fındıkzade'yi seçmiş en yaşlısı, derdi otobüs aksaray'ı terk etmem diyor genci, çok bereketli beklenmedik bir hüzün gibi konuştu üçüncüsü; kısmet nereye ise oraya varmalı… çarığa yol sormamalı, dedim içimden dudaklarımı okudu kalbinden, küçük kız güzel güzel güldü kirli yüzüyle
indiğimizde aksaray'a, başlıyor tüm minareler bir de dilenciler için, akşam ezanına. kalabalık yağmur tozu gibi yok oldu müminler ve kadınlar gözden ırak çoktan kalbimle izleyecektim küçük kızı, bıraktım kırık çünkü masamdaki takvim
son bir yılda eskidi duvardaki fotoğraflar bir yılan tıslayarak kaydı hayatımdan bu tek iyiliktir eksilen yaşamda kırılmakta yoksa arka arkaya hayatımı olduran tüm takvimler
keşan'da gelibolu'da toprak soğuk müçteba bey ne olur ölmeyin soğumakta çünkü kara toprak gibi masamda duran uzun takvim
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||