İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal... İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler

Latife Tekin

Rüya Estiren Rüzgâr

“Erkek yaşlanır rezil olur, kadın yaşlanır yiğit olurmuş.” Böyle yoksul kocakarılardan biri, yoksulluk üzüntüsü çeken kız torununa, “Gel otur dizimin dibine, evladım, bizim yoksuzluğumuz paranın yokluğundan.” demiş. Bilmece bildirmece diliyle konuşan gün görmüş kahırsızlar benim kahramanlarım.

Bilgeliğin sapıtma mertebesine erişmiş ihtiyarlar, ve çocuklar, yoksullar benim kahramanlarım, masum dilsiz çocuklar ve yoksul kocamışlar, başı serbestlemiş ağzı mutlu kocakarılar.

Kölelerin gariban tanrısı Mumuriş gibi yer gök sarhoşları. “Şiddet uygulayanlara acıyın, zulmedenlerin geleceği yok! Onlar bir kez varolacakları için hırçınlar.”
Kölelere kötülüğü anlatıp sakin olmalarını öğütlüyor Mumuriş. Çocukluğumda ninem anlatmıştı Mumuriş’i bana.

Tandır odamızın göğe açılan penceresinden yıldızlara bakarak dinlediğim masalların çoğunda iki erkek kardeş vardır; yol ayrımında biri kuru yoldan gider, biri bataklık yola sapar. Kuru yola giden eli boş döner, hemen anlatılıp geçiştirilir onun macerası, bataklığa sapan yoluna devam eder ve elinde sihirli bir kuşla, altın bülbülle Kafdağı’nın ardından dönüp gelen de o olur.

Gönlüm yanılmasın diye bir masal ölçüsü armağan etmişler bana, aklın gitme dediği yere gidenler kahramanlarım.
Düşkünler ve melankolikler; deliler, köy delileri. Gizli bir güç tarafından onlardan yana çekildiğimi hissederim hep, yaşamın ortasına elbirliğiyle bir delik açmışlar, sanki benim de görmem gereken bir şeye bakıyorlar; zihnimde canlanan bu kışkırtıcı imgeyle kendi imgem iç içe titreşip durur.

Yıldızı düşük burjuvalar var sonra, gönlünü yoksullara kaptıran hülyalı prensesler, prensler.

Bulut dalgını psikolojisizler, dil dışı hayvansılar, yabaniler, uluma isteğiyle basıp gitmiş olanlar, unutma gönüllüleri, “Bir insana yapılacak en büyük iyilik onu bir başına vahşi doğanın ortasına bırakmaktır” diyebilmişler.
İnsan olma deneyiminin ötesine geçip uğultulu bir ormanda ağaç olmak isteyenler, kurt, geyik, pars.

İnce süzülüşlü zarif barbarlar, siyah ay yüzlüler, gözlerinde ayın arabını saklayan kara ışık bakışlılar.

Doğuştan hırsız ruhlular. Hâlâ, yıllar önce ayrıldığım köyden haberini sorduğum bir kişi var ki, peri kızına vurulup kara sevdaya düşmüş, yazıda yaylada sayıklayarak define arıyordu sevgilisi için, bir metre ip, sapı kırık baltasıyla döner dolanırdı yıldızların altında, bir başına çukur açar, toprak göçer üstüne, sabaha karşı aç yaralı kapımıza düşer.

Su tabancasıyla şehir kuyumcularını soymaya kalkanlarla dünya ahret kardeş, Bayraktar!.. Onun kucağında büyümüş sayılırım az çok, yıldızlı gecelerde fısıltısı derinleşiyor kulağımda, delilerden yana işlemiş beni, yaşayıp yazdıkça sızılı bir gülümseyişle anlıyorum işte, ellerinde hiç ısırmadıkları bir elmayla “Zaman kötü, zaman kötü” diyerek gezinip tarla kenarlarında ölü bulunanları kahramanım eylemiş. “Yıldızlara bakıp her şeyin doğrusunu söylüyorum, cinler akıl soruyor bana, insanlar deli sanıyor, Melut’un hazinesini çıkarmama bir kara taş kaldı, köye fabrika açacağım, insanlara söylemem, bir sana söylerim küçük kız.”

Olmayan bir yerden olduğumuz yere doğru topuklayanlar, boşluğun haşmetlileri, görünmez beyaz atlılar; babamın anlattığı menkıbelere de yürekten kanmış olmalıyım ki, kahramanım gün ortasında rüya estiren rüzgâr.

Köroğlu’nun beyaz bir tayı varmış, geceleri çamur dolu bir ahırda kapalı tutar, sabahın ilk ışıklarıyla ahırın kapısını açıp boşlarmış tayını, mübarek at, çamurdan silkinip dağlara doğru parlar, başı önünde döner girermiş ahıra gerisin geri, gözünden kuyruğuna çamura bulanıp yatarmış öyle, gönülsüz yer, içer, kişnemezmiş, Köroğlu eğitiyormuş tayını, bir kederle sabahı zor eder, ümitli bir soluklanışla varıp açarmış ahırın kapısını, tay yekinip ayağa kalkarmış, bu böyle sürüp gitmiş günlerce, ta ki at, çamur dolu ahırdan bembeyaz, lekesiz silkinip çıkana kadar.

Beyaz at menkıbesiyle saflık eğitiminden geçirilmiş kızlar, oğlanlar benim kahramanlarım.

 
Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
Google