|
|
Burak Kayaoğlu
Bana, Biraz da Sana Dair (2. sayı)
Benim için sürpriz bir tanışmayla başladı, henüz başlamayan her şey! Çıkıp gelmişsin. Oysa beklemiyordum. İnsan, beklemediği bir olgu için “umuyordum” diyebilir mi hiç? Seni değil belki de, ancak, “bir gün, bir yerde, bir şekilde” diye umuyordum. “Acaba kim?” diyordum. “Acaba nerede?” diyordum. Yine de, sen o musun, bilmiyor, bilemiyorum.
Elin elime ilk değdiğinde, gözlerin gözlerime değmiş miydi, bilmiyorum. Gözlerim ise gözlerine değmemişti, bunu biliyorum. Evet, gözlerim utanmıştı belki de. Oysa, ikinci gelişinde gözlerim çok arsızdı, ruhumla bir olup okşamıştı gözlerini. Ve o gözlerin…
O gözlerin ki öpmüştü beni…
Aşk nedir? Bir kıvılcım gibi düşen o müthiş duyguyla, o güzelim heyecanla başlar her şey. Ve o heyecan bittiğinde, aşk da bitmiştir. İyi de, aşk nedir, aşk?! Gözlerin tarif ediyor, yalnız, benim tarifime göre bir izah bu. Belki de bir yanılsama. Ne kadar da isterdim gözlerin olup tarifine dalmayı. Aşka dair mi, diye bakınmayı…
Aşk da bir ihtiyaç. İhtiyaçtan mı doğar bütün aşklar, bilemiyorum. Eğer öyle ise, ki sanmıyorum, bir ihtiyaçtan dolayı sana aşık olmak istemiyorum. Bu sana bir ihanet, sana haksızlık olmaz mı? İyi de, madem öyle, o zaman aşk nedir, aşk?!
Şehirlerarası bir yolda, direksiyona geçmiş, tek başınasın arabada. Vakit akşam üstü, güneşi arkana almışsın. Ki o güneş, gökyüzünü kızıla boyamaya başlamış. Ağır ağır sürüyorsun arabayı, hoş bir duygu kaplıyor içini, içinde ulaşmak arzusu, radyoda Sezen Aksu… Sigaranın dumanı, asfalta düşen kızıllığı buğuluyor, yol sakin ağır ağır gidiyorsun ve o huzura dair manzarayı sabitlemek istiyorsun. Sana sabitlendim mi, henüz emin değilim, ama, şunu bil ki aklıma düştükçe sen, huzur veriyorsun. Yıllardır dinlemediğim, unutulmuşluğa dahil olmuş bir şarkı başlıyor, ne de özlemişim ama, eşlik ediyorum o şarkıya… “vaz geçtim gözlerinden…”, gözlerin, gözlerin… Özlemişlik kokluyorum gözlerinden, aklıma düştükçe sen, özlüyorum. Özlem duygumun gözpınarları kurumuş, fakat, aklıma düştükçe sen, su olup damlıyorsun, huzur veriyorsun.
Aşk özlemek midir sahiden? Ya da özlemek aşka dair midir? Yıllardır, göremediğin, terk etmek zorunda kaldığın ve çok özlediğin bir kent düşün. Düşün ki artık dönmek ve kavuşmak vakti geldi. Günü belli oldu, döneceksin. Gün yaklaştıkça heyecan ağır basıyor diğer tüm duygulara. Gün geldiğinde, bindiğin otobüs kente girdiğinde, bindiğin otobüs terminale girdiğinde… Kente yeniden ayak basışın, havayı soluyuşun, adımların, heyecanın, yeniden bindiğin metro, yeniden gördüğün caddeler… Bunlar nasıl duygulardır, bilir misin? Yaşamadıysan, bunlardan ayrı bırakılmadıysan, nereden bileceksin ki. Özlemlerinle heyecanın el ele tutuşup, yüreğinin en derinlerinden gelip, vücudundan taşmasıdır; mutluluktur. İşte, tıpkı böyle oluyorum, kendimden taşıyorum, aklıma düştükçe sen, mutlu oluyorum…
Gözlerin oluyorum, gözlerinden soluyorum yaşamı, yeniden diyorum, ah yeniden… Yeniden baksan bana, gözlerinden aksan bana, yeniden, bir daha… Benim sana baktığım gibi, sen de bana… benim seni gördüğüm gibi, sen de beni. Benim seni, benim seni…
Bilemiyorum. Sevmek midir bu, bilemiyorum. Sevmek nedir, aşk nedir? Aynı şeyler midir? Bunlar, sahiden de birer “şey” midir? Öyleyse, bu şeyler arasındaki ilinti nedir?! Elbette sevmek, tek başına aşk değildir. Peki aşk sevmek midir? Ne, nedir?! Acaba gözlerin nerede, şu an neyi seyretmektedir? Aklıma düştükçe sen, gözlerini kıskanıyorum.
Kıskanmak nedir? Aşka dair midir? Gözlerini kıskanmak seni de kıskanmaksa ve ben kıskanıyorsam seni her şeyden, şimdi, aşık mı oluyorum sana? Kimileri der ki, “güvenmektir kıskanmak ve insan güvendiği kişiyi neden kıskanır”mış. Peki güven nedir? Güvenebilir miyim sana, gözlerine güvendiğim gibi? Hoş, istesen de istemesen de, kabul etsen de etmesen de, senin bana güvendiğinden çok güveniyorum sana. Elimde değil. Elimde olmadan aklıma düştükçe sen, yine gelesin istiyorum. Yine gelesin ve ellerin ellerime dokunsun istiyorum…
Dokunmak nedir? Sence basit bir eylem midir? Öylesine bir şey midir? Yoksa öylesine birisi olanlar için mi böyledir? İnsan sadece sevdiklerine mi dokunur, bilmiyorum ve sanmıyorum. Peki aşk? Aşk dokunmak mıdır? Her dokunduğunda aşık olmaz insan, elbette bu böyle. Peki neden aklıma düştükçe sen, ellerine dokunuyorum?
Tutunmak nedir? Dokunmak tutunmak değildir, tutunmak ise dokunmaktan, ve hatta sarılmaktan sonra gelir. Aşk tutunmak mıdır? Her tutunan aşık değildir, ama, neden aklıma düştükçe sen, tutunmak ihtiyacı duyuyorum? Ah tutunabilseydim sana. Ve sen buna izin verseydin. İnsan sevdiğinden başkasına tutunmak istemez elbette, ancak tutunmak arzu ise, bu denli yoğun ise, sevgi bunu ifade etmeye yeterli midir?
Yeterlilik nedir? Aşkta yeterlilik mümkün müdür? Yazdığım şeyler, sana karşı hislerimi anlamlandırmakta yeterli olmuyor. Aşk bu yetersizlik midir? Aklıma her düştüğünde sen, gözlerin gözlerime düş olup da doğduğunda, o an hiçbir şey yetmiyorsa bana, ve ben sadece seni görmek istiyor-sam yine, o zaman aşık mıyım sana? Hem nereden bileceksin ki, belki de ben ille de yetinmek, istemiyorum. Yetinmek ve/veya yetinmemek meselesi de tıpkı özgürlük gibi göreceli bir kavramdır. Baktığın şeye ve durduğun yere göre değişir. Yine de aklıma düştükçe sen, aklıma düştükçe gözlerin, baktığım şey de gözlerin, durduğum yer de. Peki sen de bakıp da göremeyenlerden misin, gördüğümü göremeyen misin, gördüğünü hissedemeyen misin? Sanmıyorum. Sanmak istemiyorum. Aklıma düştükçe sen, seni istiyorum.
İstemek nedir? Aşk isteten midir? Yoksa, istediğin şeye göre mi değişir? Hani “insan görmek istediğini görür” derler, hani benim seni günün bindörtyüzkırk dakikası gördüğüm gibi. İstemek bu mudur bilemiyorum, ama bildiğim bir şey varsa, istemek, önce hissedebiliyorsa anlamlıdır. Tıpkı, aklıma düştükçe sen, seni hissettiğim gibi, hissedip seni, gözlerini de istediğim gibi…
Belki biraz keskin olacak ama, her şeyin böylesine taze olmasına rağmen, ben yine de gözlerinde ölmek istiyorum. İnsan doğduğu yerde ölmek istermiş! O yüzden gözlerin beni öldürsün istiyorum, gözlerine gömülmek istiyorum. Sen ne dersin, ne istersin bilemiyorum, ancak ben, en azından şimdilik gözlerinden parlayan ışığa tutunmak ve bir ömür boyu bırakmamak
istiyorum, aklıma düştükçe sen…•
|
|