Bülent Şamcı
Düşen Nal
Yol üstünde o yalın soru düşen nal
Sahipsizlik midir, özgürlük mü bir at için
Boyuna tozutup duran şu güz gününde?
Ve kilimlere nispet yapan halılar
Nasıl anlayıp hissediyorlar
Gecelerin bir uzunluk edindiğini, tüylerinden?
Bunca tutmuşken suların sızısı,
Hangi pencerede güneş, hangi kapıda ses..
Kalırsa bir bağın bozumu kalır
Şişeleri yuva yapan serçelerin dilinden
Bir yutkunsalar boğulur herkes…
Boğulsunlar…
Adını yükseltiler bassa da bakma sen
Düz ovaların azizliğiyledir
Kör tepelerin adam yerine konduğu…
Ve yel önünde yiten kızların
Küçücük hafifliğiyledir
Keman sesinin hep kalplere dokunduğu…
Bakmak nasıl da doluyor suskuyla
Günün bu ıslak saatinde…
Ne okullarda badana esenliği
Ne evlerde ayva kokusu…
Hiçbir şey yetmiyor
Havadaki incinmişliği dağıtmaya…
Hiç yanıltma
O yalın üstünde
Hem de hiç olmadığın kadar.
Hem de şiirlerine düşen nal sesiyle…
Rüzgar hep elden uzak, yağmur hep sana eğri
Bak inceldi işte çocukların da sesleri…
Kapat artık şu düş gülüşünü günlerin,
Silkele hepsini dökülsün yastığından
Ne kaldıysa geceden kalan…
Çekil şimdi o kuşların sesine kadar
Çekil annenin memesine kadar.
Bazı insanlar bazı atlar kadar şansızdırlar
|