Barış Işık
Duvar Tozu (3. sayı)
Ayan Ayyaşlık
Öz kadar özür vardı
Özünde sürmeye bulaşık maşuk gözyaşı…
Kara divanda vurulmuş karşıcı bir kızın
Aklı saklıydı, özü pak!
Söz kadar su vardı sellerce
Suda sekememiş bir çakıltaşı
Duvarda unutulmuş karşıcı bir yazı
“a Naus de parler!”
Köz kadar üşürdü kızın gözyaşı
Önce eylemek sonra söz azdı
Emirler itaatle semirdi
Demirler suda dövüldü
Seslerden katarımla rüzgar vardı
Esip geçemezdi tenden ve terden
Uğruna yaşadığım gizil yar
Gözyaşı eriyordu çölüme (b)akarak.
Kara ilmek, ak cellat bendim
Ayan ayyaşlık nicedir kendim
Gözlerine sürme çekmiş TANRIÇA
Kanardı onarak nar kızıllığını.
Allayarak al beni şimdi ey yar
Kaos’un kara kefenine sar
Nasılsa sarhoş yengeç dümdüz yürür
Ve nasılsa ben bir ozanım sana.
Bir sanrının aşk-ı ayetini haykırsam da
“Al yazmalı Gelin” türküsünü bilmem ben
Sar beni ateşin buza kesmiş bedenine
Kızıl bir ihtilalin bayrağına sar.
Zine’m
Aşk’ın gökyüzüydü bugün yüzün
Saçların bir fırtınanın efsunlu kaynağı…
Tohumun toprağa düşüşünce bir AN’lık (b)akışım
Değince gözlerine gel-git seyrinde
Kalbimin süveydası ışığa kesip apaklaştı Zine’m!
Hala elimde elinin yüzyıllık özlem (g)iziyle
Tepeden- tırnağa hep senin gözbuğun şimdi…
Bir sevinç bitimsiz şarkısıyla kalbimin doruğunda
Kızıl düşlerimizce bayrak bayrak salınır sesimizle
AN’lık mutluluğumuzu ömrümüze yayarken Zine’m!
Sus Betiği
Gerçeğin sus betiğiyle ağlıyor kadın
Dudaklarının kesiğine gözyaşı karıyor
Bir kaçış halinden yollara çıkıp
Sancısı dil altında jilet gibi saklıyor.
Gerçeğin sus betiğiyle sızıyor kadın
Ürküyle hizalanıp küle dönüyor
Dudağından emiyorum gözyaşlarını
Kalbimdeki gerçek gözüne kaçıyor.
Su payı bir öpüş bu, susturuyor
Zaman en koyusundan siyahi kanıyor
Aşk öznesi düşmüş bir metin olurken
Gerçeğin sus betiğiyle ağlıyor kadın.
Seni Sustum
-Kızıl bir (k)anla (p)uslanan izbe külçelerle
(t)utkularına (s)açılan usul yengiydi
Bilge bir mevsimin kanamaya (k)azdığı damar!
Ben yıllarca seni sustum,
Ben yollarca seni yürüdüm.
Sen ömrünü kuşatan (s)usunla,
Sen böğrünü döğen (p)usunla.
Seni bir az’la sevmek benim en (k)açık halimdir
Seni bir haz’la döngüsüz bir dille bağırmak!...
Bir aşk’ın git zamanı mıdır bu kalmalar?
Yoksa kefenine sarıldığım Kaos’un git’i mi?
Piç bir ezgi bu kulağımı tırmalar,
Hiçbir adam alamadım turnalar!
Sen benden geç iyisi mi
Sen en terli yerinden as beni!
Mavi mi bu kırmızıya kesmiş,
Geceleri ebeleyen baykuşlar mı?
Ben, benden karıyorum kağıtlarımı.
Ben, senden kotarıyorum ağıtlarımı.
|