İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal... İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler

Ahmet Akgün

Tasma

Masum bir söylenti: “Sahip olmak doğal hakkımdır.” Oysa hak olan doğanın verdiğidir, doğadan zorla alınan değil. Sahip olmak ise; belirli ve iyi hesaplanmış bir tasarı temelinde gelişir; nesne olarak görülen şeye hâkimiyeti zorunlu bilinç ve davranış haline getirir. Sahip olmak yapaydır, insanın çıkarsal mantığının “mucizevî” büyütmesidir. Sahip olma, sahipli olmanın ortaya çıkardığı güç ilişkilerinin gelişimine paralel bir dengede durur. Güneş tanrı, Deniz tanrı, Su tanrıça, Ay tanrıça ve Şimşek tanrıdan sonra insanlar arasında bu tanrı ve tanrıçaların küçük tezahürleri, oğulları, elçileri, sevgili kulları çoğalır. “Çoğul” duruma gelmeye başlayan bu kutsal kişiler, insana sahip olma amacını da güderler. Yanındaki insana sahip olma hevesi sahip tanrının insanda yarattığı “güven” duygusundan gelir. Totem ve Put benim sahibimse, ben de bunların sahibi olabilirim, olmalıyım fikriyatını doğurur. Bana göre insanın en acımasızca kırıldığı nokta, şaman ya da büyücünün yol gösterici büyüsüne bağlanma açmazıdır. Çünkü totem insanın, kullanım kılavuzu tüketimdir. Kutsal ilişki ve ittifakların oluşturduğu hukuk ve bilinç sisteminde sahip olunmadan tüketmek ne “adil” ne de hukukidir. Sahip olmak, insana nesneyi sınırsız kullanma “özgürlüğü” tanımakta belli bir planlamaya dayanır. Tasarlanmış hak, güç ilişkilerinin kontrolüne sahip olmanın kabul edilebilir yollarını oluşturma ya da zorla ele geçirme girişimidir. İlk başlarda totem için yaşayan insan, nesneye sahip olma olanakları çoğaldıkça, totemi, elde edip görece rahat yaşamın dışında tutmaya çalışır. İnsan, kendini totemin istekleri doğrultusunda kullandırırken dahi, bir zaman totemin yerine geçeceğini hesaplar. Bunu klanın veya topluluğun en iyileri başarır. Totemin başka insan grupları üzerindeki etkisi, topluluktaki insanların av ve başka işlerdeki başarılarıyla direk bağlantılıdır. Başarı ve cesaret totemin kendi gücü olarak kabul edilir. Gücün geçirgenliğine inanan başarı ve cesaret sahibi bireyler için özel ritüeller düzenlenir. Totemle gelecek ilişkisi kuran ön bilici şaman bu ritüeller sonucu ortaya çıkar. Kahramanı büyütür, totem ile olan güç ilişkisine övgüler düzer. Ve kahraman bireyin gerçek sahibi totem olur. Sahibin sosyal yaşam içerisindeki etkisi artıkça klan ve toplulukta dikey değişimler ortaya çıkar. Kanımca insanlar arasında ilk hiyerarşik ilişkinin burada başladığı olasılığı var. Artık topluluk ikiye bölünür. Birincisi, kutsal insanlar, totem ya da tanrının yakınları ve gücünü temsil edenler; ikincisi, kutsal olmayanlar, tanrı ve totemin uzağındakiler, onların buyruklarının gerekenlerini yerine getirenler... Sahipli olma fikri, tasarısı, nesneyi kullanarak “Kutsal” insan devşirmesini burada başlatır. Ve insanlar arasındaki eşitsiz ilişkiler kültürünün ana kaynağı olur. Klan ya da topluluğun, toplum olma bilincini totem ve tanrının ortaya çıkardığı dikey güç sembolleriyle açıklamak en doğrusu olabilir.

Belki insanlar için tarih tekerrür etmedi, ama tarih benzeştirildi. İnsan kendisinin bizzat içinde yaşayarak oluşturduğu koşulları, yaşanılması gereken bir süreç olarak kabul etti. Çünkü her birey insan, içerisinde yaşadığı topluluğun kültürüne, iktidar ve otorite ifade eden güç simgelerine, kahramanlarına kendini benzeştirir. Topluluk içinde kabul gören en ahlaki ölçüdür. Sahipli olma kültürü her şeyi kutsallaştırarak ortak akıl, kültür, insan

biçimi, davranışı ve yaşamı zorunlu hale getirir. Ve bu toplumun geleneği ve kültürü ile eş hale getirilir. “Çünkü toplumsal gelenekler katılmamayı toplumsal ihanet olarak damgalamaktadırlar.” (Arno Gruen) Toplumsal benzeşim tam da bu noktada başlar. Totem ve büyücünün ortak yaşam kültüründe... Korkutmak ve cezalandırmak bu geleneğin temel prensibidir. Korkutmayı insana öğreten, sahip totemin dişsiz ağzıdır. Totemin sahipliği adına büyücü, tarih dediğimiz geçmiş olayların benzeşen bir içerikte günümüze kadar gelmesini sağlar.

Tanrının sunduğu kurtuluş için yollara dökülen insanların üreme içgüdüsü dışında hayatın hiçbir ayrıntısına gerekli önemi vermedikleri açıktır. Çeşitli çıkışlar (İsa'nın çarmıhı taşıması, Musa'nın Mısır'dan çıkışı vb.) tanrının buyruğu olarak algılanmıştır. Oysa temel sorun sahibin varlığını kanıtlama sorunudur. Kutsal çoban algısı bunun anlatıcısıdır. İnsanlar kişisel amaç doğrultusunda kullanılır. Kabul edilen “ahlaki hukuk yasası!” sahip olma hakkını savunmakla sorumludur. Kutsal olan varlık gerekçesini koruyarak iktidar ve toplum arasında esnek bir kültür yaratır. Devlet kendini bu formun temsilcisi ilan eder. Toplum için devletin yüceltilmesi topluluklar için var oluş gerekçesidir. Bu uğurda kutsal cennet krallıklarını yaratmaya çalışanlar, günümüz insanına bir söz hakkı verir: Şu söylenebilir; “Kutsal amaçlar insanlar arasındaki kötülüğün ana kaynağıdır.” Totem veya onun temsil gücü olan büyücü belki sanıldığı kadar masum değildir. Doğanın büyülü bir güç olarak, algılanmasından bu yana, insanlar arasında düşünsel ve maddi eşitsizlik giderek büyümektedir.

Bundan dolayı toplum bilinci, insanların sahip bulma arayışına denk gelir. Tarihin bütün yeniden yapılanma içeren süreçleri, sahip olma hakkının el değiştirmesi gerektiğine inananların mücadelesidir. “Özgürlük” için mücadele teorilerinin de sahip olma hukukunu yeniden düzenlemek için ortaya atıldıkları bir gerçektir. Özü özgürlük olarak kabul görülen bir sorunun, özü dışında bir kabuğa bürünmesi, özünün büründüğü kabuk olduğu fikrini doğrular. Öyle anlaşılıyor ki ezilenlerin toplum bilinci, geçmişten günümüze dikey bir hat çizen sorunu özgürlük değil, sahip olma sorunudur. Paradoks, tarihin mağdurlarını oynayan ezilen insanlık; özü kendi özgürlüğü olmayan bir düşünce ve eylem çizgisi benimsemiş olduğu gerçeğiyle yüz yüzedir. Mücadelenin özü, sahip ve toplum için iktidar alanı açmaktır. Toplumların bizden olan başa geçsin, çobanın sürüden olması diyalektiği, büyücünün klandan seçilmesi geleneğine dayanır. Toplum bu noktada, çobanın bazı taleplerini çoban da toplumun bazı taleplerini dikkate alır, kaygılarını giderir. Totemin özgürlüğü olmadan klan ve topluluğun özgürlüğü olmaz dayatması, sahip ve insanlar arasında çözülmesi ve anlaşılması zor bir ortaklık meydana getirir. Bunun sonucunda yanlış gelişime sebep olan “iktidar olmadan, özgürlük asla” günün toplum bilincini de getirir.

Sahip ve iktidarı yaratan insan arayışıdır. Çünkü sahip yaratılmasaydı, insanın içerisindeki sahip olma açlığı da belki olmayacaktı. Sahipli olma hukukunun bir gereği, mutlak bir nesneye sahip olmayı da beraberinde getirmesidir.

Toplum sahipli olma bilincinden bir hâkimiyet kültürü yarattı. Çünkü toplum, kendine bir sahip bularak, kendi içerisinde sahip olma sürecini başlatır. Hâkimiyet ve iktidar kurma toplumun tesadüfî bir icadı olmayıp sahipli ve sahip olma isteğinden doğar. İnsanlar arası düzeysiz bir durumun şikâyet konusu olması, böyle “kutsal” bir olaydan çıkar. Marksist kuramın ileri sürdüğü gibi, üretim araçları üzerindeki hâkimiyetten doğan üretim fazlasının insanlar arası eşitsizliğin başlangıcı olmadığını yinelemekte yarar var. İnsanın doğaya egemenliği, kadını köleleştirmesi süreçleri zorlu ve ilk olmalarına rağmen eşitsizliğin ilk kaynağı sayamayız. Bu dönemler toplulukların görece geliştiği, kendilerini modernize ettikleri süreçlere tekabül eder. Bunun için insanlar arası orantısız güç hiyerarşisinin çıkış noktasının sahip bulma arayışından geldiğini söylemek doğru bir olasılık olabilir.

Kısaca, günümüzde modernizasyonunu tamamlamış siyasal kurumlaşma biçimleri, yasama, yürütme, bürokrasi vb. tümü sahipli ve sahip olma kültüründen gelir. Kutsal olan toplumdan, toplum da kutsal olandan korkar. Aralarında çift tasma ilişkisi vardır. Biri bir diğerinin tasmasını koparmasından duyduğu korkudan dolayı her biri, bir diğerini incitmeden farklı yönlere doğru gittiklerini göstermeye çalışırlar. İkisi de kutsal olanı vaat eder.

Totem, put veya başka bir şey, önemli olan sahip olma bilincinin varlığı ve insanlar üzerindeki yıkıcı etkisidir.

 
Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
Google
 

eXTReMe Tracker