İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal... İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler

A. İbrahim

Mehmet’e -Geç Kalmış Bir Mektup Denemesi-

Çocuk yaşlardayken, şimdi kimselerin kapısını açmadığı kerpiçten yapılma bir evimiz vardı. Yoksulluk bize dokunan bir şey değildi o zamanlar. Taa ki yoksulluğun parayla ilişkisi olmadığını öğrenene kadar.

İki odalı evimizin, misafir odası abim ve çok sevdiği iki arkadaşının mekanı olurdu akşamları. Evin en küçüğüydüm. Bu yüzden olacak ki, bana göre değildi sohbetleri. Anlayacağın kovulmanın kibarcasıydı bu.

Kış aylarında kar da eksik olmazdı bizim oralarda. Buzdan pencereleri olan evimiz, soba yandıkça geceye çözülürdü.. Kar ve karanlık, müthiş bir imgeye dönüşürdü beynimde. Kara kış derdi babam. Kalbimi üşüten bir ürpertiyle bakardım pencereden. Kar

içimi donduran bir şeydi o zamanlar. Kim bilir hayatımız boyunca insanlarda aradığımız sıcaklığın karla ilişkisi de olmalı bence.

Aklım kimi şeylere ermeye başladığındaysa, abilerimin beni niçin yanlarına almadıklarını öğrendim. Yasak bir kederle, devletçe yasaklanmış şeyler konuşurlardı. Köyün kimi kızlarına aşık olduklarını öğrendim sonra, bu da zamanın siyasetince yasaklanmıştı. İki yasak arasında kalan bu adamlar, sevmeyi nasıl öğrenmişlerdi bilmiyorum. Demek ki aşk; yasaklar arasında gelişen bir şeymiş.

Anlayacağın karın ömrümüze yağdığı günlerdi. Çok sonraları abime benzeyen başka yabancı adamlar da gelmeye başladı evimize. Bizim tarihimiz olan kar günlerinden geliyorlardı. Okumasını bilenler için, yüzleri bilgelik öğreten kitaplara benziyorlardı. Konuştukları şeyleri çok anlamazdım. Zamanla yüzlerini ve seslerini ezberlediğim bu adamlar birbirleri için öldüler, kimileri hapishanelerde uzun yıllar kaldı, bir çoğu mülteci…

Yasak ve benim için anlamı sınırlı olan aşk ve sevmek sözcüğünün nasıl bir şey olduğunu öğrenmek bu kadar sancılı oldu.

Sevgili Mehmet. Yoksulluğun ne olduğunu artık öğrendim. Bana uzak dostların durmadan çoğaltıp durduğu şeymiş meğer. Uzak merhabalarımız için dilsiz mektuplar biriktirmekmiş. Hiç görüşememiş olsak da. o çocuk yıllarımda evimize gelenlerden biri olmalısın sen. Ben sizi hep burada bekledim, hala da bekliyorum. Birbirimize ödenecek hayatlar için… Söyler misin babamın söylediği bu kara kışa nasıl dayanırız o zaman. Dünya var oldukça bizde var olmaya devam etmeliyiz. Aynı yıldızlara bakıp aynı düşleri kurmak için.

Şimdi Akdeniz şehirlerinin birinde yaşıyorum. Korkuyordum dışarıda yağan kara bakmaktan. Akdeniz bana iyi geliyor şimdilik. Hani günün birinde gelirsen, şimdi kimselerin kapısını açmadığı o evlere gideriz birlikte. Kar yağarken sokağa bakmaktan da korkmam o zaman.

Sevgili Mehmet, o sürgün şehirlerin birinde hastalandığını söylüyorlar. Bunu sana yakıştıramadığımı bilmelisin... Senin de dostların olan arkadaşlar da öyle söylüyor. Geçen akşam hep birlikteydik, senden konuştuk. Hiç birimizin görmediği seni. Ama ne çok tanıdıksın bir bilsen. Akdenizli dostların sana yüreğini yolluyor…

Gecenin çok geç bir saatinde yazıyorum. Gecenin kederi bize kalsın. Dostların sevgisi sende.

 

 
Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
Google
 

eXTReMe Tracker