İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal... İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler

Mahsus Mahal Dergisi 12. sayısıyla birlikte 3. yılını bitirdi. Bir paranomasını çizecek olursak neler söyleyebiliriz. Her şeyden önce Mahsus Mahal düşüncesinin bir proje sonucunda ortaya çıktığını söylemek gerekir. “Hapishaneler üzerine neler yapabiliriz”i düşündüğümüz bir dönemin ürünüdür. 2003 yılının Eylül’ünde Diyarbakır’da, Diyarbakır Sanat Merkezi’nde bir toplantıyla başladı. Hapishanelerde sanat atölyeleri gerçekleştirme düşüncemiz vardı. Sanatı duvarların öbür tarafına taşımak fikri özgün bir şeydi. İlk başlarda birçoğumuza hayal gibi göründü. Bunu siyasi mahpusların bulunduğu bir cezaevinde yapmak imkânsız gibi görünüyordu. Sanatı İstanbul’dan Diyarbakır’a hatta Hakkari’ye götürebilirsiniz. Ama söz konusu hapishaneler olunca biraz düşünmek gerekiyordu. DSM’deki toplantıda hapishanelerde yazılan ürünleri dışarıya çıkarabilmenin imkânlarını da düşündük Sonra iki düşünceyi birleştirdik. İki aktiviteli bir proje çıktı ortaya. Birincisinde hapishanelerde yazılan ürünlerin dışarıda yayınlanması gerçekleşecekti. İkincisinde ise sanat hapishanenin içine götürülecekti. Her iki halde de duvarlar aşılacağı için adını da “Hapishane Duvarını Aşmak” koyduk. Hapishanelere yönelik dışarıdan proje gerçekleştirmenin zorluğunu biliyorduk. İlk başlarda bizi zorlayan birtakım yasal engeller sorun olsa da zaman içerisinde bu zorlukları aşabildik. Bu konuda Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine dahil edilmesi, en azından Türkiye’nin bu sürece girmiş olmasının, projenin uygulanmasında önemli bir etken olduğunu söyleyebiliriz.

İÇERİDEN DIŞARIYA ŞİİR VE ÖYKÜ

“Hapishane Duvarını Aşmak” adlı projemizin ilk aktivitesi olan yayın aktivitesi programı kapsamında toplam 7 kitap yayımlandı. “Hapishaneden Şiirler” ve “Hapishaneden Öyküler” Müge İplikçi, Sezai Sarıoğlu ve Aytekin Yılmaz editörlüğünde hazırlanıp, proje ortağı olan Metis yayınevi tarafından 1000’er adet basılıp Türkiye geneline dağıtıldı. 2005 yılı yayın aktivitesine 20 hapishaneden 250 şiir –öykü yazan mahpus ürünlerini gönderdi. Bu ürünler arasından seçki yapılarak 63 mahpus yazarın şiir ve öyküleri kitaplarda yerini aldı. Projenin yayın aktivitesi kapsamında, hapiste yazanlarla mektup arkadaşlığı geliştirildi. Şiir ve öykülerini gönderen mahpuslara, ürünlere ilişkin eleştiri ve görüşler aktarıldı. Bu kapsamda, 50 mahpus yazarla düzenli yazışıldı. Aralıksız sürdürülen bu yazışmalara ilgi zaman içinde daha da gelişerek devam etti. Bu yazışmalar esnasında mahpus yazarların ilgi alanlarına göre, dışarıdan kitaplar gönderildi. Daha çok edebiyat konulu kitaplar tercih edildi. Roman, öykü ve şiir ağırlıklı kitaplar istendi. Bu içerikte kitaplar gönderildi.

2005 yılında yayımlanan kitaplar için basın tanıtım toplantısı yapıldı. Bilgi Üniversitesinde yapılan toplantıya Gazeteci, yazar ve sanatçılar katıldı. Proje kapsamında yayımlanan kitaplar tanıtıldı. Kitapların dağıtımından sonra, birçok gazete ve dergide kitaplarla ilgili tanıtım ve eleştiri yazıları yayımlandı.

2005 yılında yayımlanan kitaplara ilginin yoğunluğu nedeniyle, projede hedeflediğimiz 5 adet kitap sayısını 7 ye çıkardık. 2005 yılında 20 hapishane ile olan diyalogumuz 2006 da 100 hapishaneye çıktı. 2005 de 250 mahpusa ulaşmışken, 2006 da 400 mahpusa ulaşıldı. Yoğun ürün akışı nedeniyle yayın aktivitesinde birtakım değişikliklere gidildi. İhtiyaç sonucunda ortaya çıkmış bu değişikliği, proje açısından büyüme olarak değerlendirdik. Bununla birlikte editör ve yayınevi değişikliğine gidildi. Proje ortağı olan Metis yayınevi yoğun yayın programlarından dolayı değişikliği kabul etti. 2006 yılı kitapları Kanat Kitap’tan çıktı. Kitapların editörlüğünü Sezai Sarıoğlu, Behçet çelik ve yayın koordinatörü de olan Aytekin Yılmaz yaptı. Bu kapsamda editörlere ulaşan mahpus yazarların ürünleri arasından seçki yapıldı. Seçki yaparken, yazan her mahpusu memnun etmek yerine, edebiyatın estetik ölçülerine uygun gelen ürünlere öncelik verildi. Bu seçki sonucunda 100 hapishaneden gönderilen 400 eser sahibinden 150 yazarın şiir-öykü ve deneme yazısı kitaplarda yer aldı. Bu kitaplar sırasıyla; “Yedi Mavi Renk”-şiir, “Yeniden Başlayabilirdim”-öykü, “Sevgili Kardeşim”-mektuplar, “Hapiste Yazmak”-deneme. Bu kitapların yanı sıra bir de karikatür albümü yayımlandı. Bu albüm, projede öngörülen karikatür sergisi kapsamında düşünüldü. 12 hapishaneden gönderilen 12 mahpusa ait karikatürlerden meydana gelen albümde 65 karikatür yer aldı. “Hapiste Çizmek” karikatür albümünün seçkisini, daha önce Kars ve Bandırma Hapishanelerinde karikatür atölyeleri gerçekleştiren karikatürist Semih Poroy ve Ender Özkahraman yaptı.

2006 da düşünülen “Hapishaneden Karikatürler Sergisi” önce İstanbul’da sonra da Diyarbakır’da olmak üzere sergilendi.

100 mahpus yazara ulaşılması düşünülürken 650 mahpus yazara ve 12 karikatür çizen mahpusa ulaşıldı.

DIŞARIDAN İÇERİYE SANAT

Dışarıdan içeriye sanat dediğimiz şey, yaklaşık 20 hapishanede sanat atölyelerinin gerçekleştirilmesiydi. Bu etkinlikler film gösterimi, sanat söyleşileri ve atölyelerdi. Bu etkinliklerin bazılarına katıldım. 10 yıl mahpus yatmış biri olarak, yıllar sonra mahpusların arasına girmek benim açımdan anlatılması zor bir şeydi. İçeride yapılan etkinliklerde şunu gözlemledim. Sanatın girdiği hapishanede koşullar düzelmeye başlıyor. Unutulmamalıdır ki kötü koşulların olduğu bir cezaevinde değil sanat, hiçbir etkinlik gerçekleştiremezsiniz. Birçok nedenden ötürü hapishanelerde sanat çalışmalarını önemsemek gerekiyor. Çünkü, sağlıklı kişilik gelişimi için üretmek vazgeçilmez bir unsurdur. Kişi, üreterek kendini ifade edebildiği takdirde, başarı ve özgüven duygularına sahip olabilir. Bu başarı ve özgüven gücü ise, bireyin içinde bulunduğu her türlü yaşam alanını olumlu etkiler. Bu özgüven, sosyal bir varlık olan bireyin, hapishane de en çok ihtiyaç duyulan anlayış, karşılıklı sevgi, saygı içinde yaşama ortamını sağlamayı kolaylaştırır. Sanat eğitimi kişide; kendini ifade becerilerini, grup içindekilerle paylaşımını, el becerilerini ve ortak davranış bilincini geliştirir. Sanatı bir görme biçimi olarak algılarsak, sanat eğitiminin de görme, düşünme ve üretme bütünlüğü içinde hapishane de yaşamak için vazgeçilmezliğini ortaya koyar. Sanat eğitiminin bu anlamda en önemli katkısı, içerdeki insanın hem fiziksel hem de psikolojik olarak gerilemesini engellemesidir. Sanatsal aktiviteler sorun ve çatışma çözme, öfkeyi kontrol etme ve iletişim kurma gibi sosyal becerilerin gelişmesini sağlamaktadır. Hapishane personelinin de çalışmaların içerisinde yer alması, ortak çalışmalar ile kurum personeli ve tutuklu/hükümlülerin arasındaki ilişkileri güçlendirmektedir. Çünkü sanat aktiviteleri kişinin kendini anlatma ve anlayabilme olanakları bulabileceği en uygun ortamlardır. Farklı kültür ve düşüncelerin bir arada olduğu hapishane ortamında, sanat aktiviteleri anlatma ve anlayabilmeyi kolaylaştırmaktadır. Sanat çalışmalarını bir çeşit terapi yöntemi olarak kabul edersek, atölyeler tutuklu/hükümlülerin ve kurum personelinin içerideki yaşamsal bağlarını güçlendirmektedir. Bir diğer önemli nokta ise, daha önce dışarıdan içeriye yönelik projelerin, yeterince yapılamadığını anladık. STK’lar bu alana eğilmemişler. Hapishaneler her dönem kaderleriyle baş başa bırakılmış. Türkiye’de halen hapishanelere yönelik proje geliştiren STK’ların sayısının az olduğunu söyleyebiliriz. Hapishaneleriyle sorunlu bir ülkede bu gibi STK’ların çoğalması gerekir. Kırgınlıklar denizine yelken açacak yeni projeler için iş başına diyoruz.

MAHPUSLAR ARASI AYRIM YAPMADAN SANAT

Tüm mahpuslara yönelik bir proje olduğundan siyasi ve adli ayrımı yapılmadı. Başlangıçta adli mahpuslarda katılımın az olduğunu gözlemlediğimizde Adalet bakanlığına başvurarak, adli mahpusların da katılımının sağlanması hedeflendi. Ceza ve Tutukevi Genel Müdürlüğü bünyesinde yayın yapan ‘Sesleniş’ gazetesinde haber yapılarak Türkiye genelinde bulunan 444 hapishaneye duyurusu sağlandı. Bu duyuru kapsamında 70 civarında adli mahpusun bulunduğu hapishaneden ürün geldi. 2005 yılı yayınlarında zayıf kaldığı düşünülen bu gruba da bu şekilde ulaşılmış olundu. Bunun dışında, Türkiye genelinde yayın yapan gazete ve dergilere başvurularak bu çevrelerden yardım ve destek istendi. Bu destekler sonucunda da, elimizde adresi bulunmayan şiir ve öykü yazan mahpuslara ulaşıldı. Fakat daha geniş bir kitleye ulaşılması için ulusal basında, gazete ve dergilerde projenin tanıtımı ve duyurusu sağlandı. Bu duyurular sonucunda birçok mahpus ürün gönderdi. Hedef grup duvarın öbür tarafında bulunduğundan ziyaret ve görüşme olanağı yoktu ve mahpuslarla iletişim mektuplar aracılığıyla sağlandı.

Adli mahkûmlardan çok sayıda ürün gelmesine rağmen, çoğunluğu, seçki aşamasında editörler tarafından elendi. Adli mahpuslarda entelektüel birikimin zayıf olması nedeniyle, bu gruptan gelen ürünlerin nitelik olarak zayıf olduğu görüldü. Projedeki yayın aktivitesinin amaçlarından biri de, okuyup yazmayan, atıl kalmış adli mahpus grubunu kitapla buluşturmaktı. Bu kapsamda, yazışmalarla birlikte birçok adli mahpusa kitap gönderildi. Bazı hapishanelerin kütüphanelerine kitap desteği sunularak, kütüphaneleri güncelleştirildi. Okuma yazmaya teşvik amaçlı bazı hapishanelerde de “Hapiste Okumak Ve Yazmak” adlı söyleşiler yapıldı.

PROJENİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİĞİ

Projenin programında öngörülen hedeflere ulaşıldı. Hatta hedeflerin üzerinde aktivite gerçekleştirildi. Projede 5 kitap düşünülürken 7 kitap hazırlandı. Ulaşılması düşünülen 100 mahpusun 6 katı fazlasına ulaşıldı. Bu durum, mahpus grubunun sorunlarına cevap olunmasından kaynaklanıyor. Türkiye gibi bir ülkede hapishanelere yönelik yapılabilecek her türlü iyileştirme projesinin beklenenden daha fazla karşılık bulacağı kuşku götürmeyecektir.
Proje faaliyetlerine başladığımız günden itibaren mahpuslar tarafından sempatiyle karşılandı. Projenin sorunlara cevap olduğu ve bir ihtiyaç olduğu noktasında çok sayıda mektup aldık mahpuslardan. Hapishaneler sorunu oldukça ağır ve kapsamlı bir sorun. Bugün itibariyle Türkiye hapishanelerinde 114 bin mahpus var. Bunların 110 bini adli, 4 bini siyasi mahpus. Son 30 yıldır Türkiye hapishanelerinde siyasi davalardan hüküm giymiş mahpuslar uzun yıllar içeride kaldı. 10-20 yıl içeride kalan mahpuslar var. Bunların çoğunluğu ile yazışmalarımız devam ediyor. Şu an duvarların arkasına sıkıştırılmış entelektüel bir birikim söz konusu. Gerçekleştirdiğimiz bu proje ile duvarların arasına sıkıştırılmış bu birikimi dışarıya taşırmayı amaçlıyoruz. Projeye gönderilen ürünler ve yayımlanan kitaplar bu birikimin sonucuydu. Hapishanelerde yazan-çizen bir mahpus kitlesi var. Bu kitle ile diyalogumuz devam ediyor. Proje, yeni projelerin doğmasına vesile oldu. Mahpuslarla yazışmalarımızda birçok mahpus ürününü bir dergide yayımlatamamanın, edebiyat dünyasının eleştiri ve görüşlerine sunabilecek kanallardan mahrum kalmanın sıkıntılarından söz etmektedir. Bu durum bizlerde, mahpusların seslerini duyurabilecekleri, ürünlerini geniş kitlelere ulaştırabilecekleri, yalnızca mahpusların ürünlerinden oluşan bir dergi çıkarma fikrini doğurdu. Edebiyat ortamımızda böylesi bir derginin önemli bir boşluğu dolduracağına, dahası, edebiyatla olan bağlarını güçlendireceğine inandık. Derginin amacı içeride yazan mahpusların edebi ürünlerini gün ışığına çıkarabilecekleri bir platform oluşturmak, edebiyat dünyası ile hapishane yazını arasında bir köprü olmak, unutulmak istenen mahpusları dışarıda tanıtmak ve sanatsal üretime yönlendirmektir.

Projenin genel sonuçlarına baktığımızda, programında hedeflenenlerden daha kapsamlı sonuçları olduğunu gözlemledik. Projede hedeflenen işlerin ötesinde mahpuslara psikolojik açıdan destek sunan moral verici etkileri oldu. Bu moral destek boyutunu çok önemsiyoruz. Duvarların öbür tarafında atıl bırakılmış, her türlü moral destekten yoksun mahpus grubuna dışarıdan dayanışma içerisine girerek mahpus koşullarında bile insanların bir şeyler üretebileceğini kanıtlaması açısından önemli sonuçları oldu.
Bize mektup yazan birçok mahpus projenin moral destek bakımından teşvik edici olduğunu, okuyup yazmayan birçok mahpusun kitap okumasına, şiir-öykü yazmasına vesile olduğunu belirtiyorlardı. Proje yürütücüleri olarak başından beri moral destek boyutunu önemseyerek mahpuslarla iletişimin sürekliliğini sağlamaya çalıştık. Çünkü biliyoruz ki, psikolojik açıdan moral destekten yoksun bir birey hayatın hiçbir alanında başarılı olamaz. Hapishanelerin birer demoralize alanları olduğu düşünüldüğünde, bu desteğin ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılır. Özgüvenden yoksun bıraktırılmış mahpusların, yeteneklerini kışkırtan ve yitirdiği özgüveni sağlamaya yönelik her türlü aktiviteye pozitif bir refleksle cevap verdiklerini gözlemledik.

DIŞARIDAN İÇERİYE, İÇERİDEN DIŞARIYA
BİR KÖPRÜ: MAHSUS MAHAL

Mahsus Mahal, sosyal, kültürel ve insani bir projedir.
Mahsus Mahal, mahpusluğa, hapishanelere ve hapishanelerdeki insani gerçekliğe toplumun dikkatini çekmeyi; insani ve sosyal dayanışmayı geliştirmeyi esas alır.
Ülkemizin sosyal ve kültürel hayatında mahpusluk önemli bir yere sahiptir. Mahpusluk toplumun gündemine sadece mağduriyetin dillendirilmesiyle değil, bu mağduriyetin giderilmesi için mücadele edilerek şekillenmiştir.
Mahsus Mahal de bu mücadele geleneğinin devamcısıdır ve çalışmalarını yasal demokratik zeminde sürdürmektedir.
Hem hapishanelerdeki koşulların insani ve yaşanılabilir olması için mücadele eder hem de içerdeki mahpuslar ve dışarıya çıkmış eski mahpuslar için dayanışma ağları örer.
Mahsus Mahal, bu yönüyle bir sosyal sorumluluk projesidir ve ideolojik, siyasal, etnik ve cinsel ayrımlar yapmaz; içerideki ve dışarıdaki mahpusları ve hapishaneleri çalışmalarının odağına yerleştirir.

MAHSUS MAHAL DERGİSİ

Mahsus Mahal’in çıkış noktası olan dergi, uzun soluklu, etkili ve her geçen gün daha da zenginleşen bir çalışmadır. Zaten Mahsus Mahal projesi esasta bir dergi çalışması olarak başladı. Tamamı hapishanelerde olan ya da hapishanelerden çıkmış mahpuslardan oluşan bir grup yazar ve edebiyatçı, Türkiye’deki kültür - sanat ve edebiyat ortamından değerli bazı kalemleri de yanlarına alarak mahsus mahal dergisini çıkardı.
Üç ayda bir çıkan Mahsus Mahal dergisi, içeriden dışarıya, dışarıdan içeriye kurulan bir köprü işlevi görmektedir. İçeride yazan onlarca mahpusun ürünlerini değerlendirip Türkiye’deki edebiyat ortamına sunarak hapishanede üretilen edebiyata dikkatleri çekmekte; aynı şekilde içerideki onlarca mahpusu yazmaya özendirerek onların birikimlerini değerlendirme zemini yaratmaktadır.
En önemlisi de içerdeki ve dışarıdaki edebiyat ürünlerini birbirine yakınlaştırarak, ortak bir edebiyat ve sanat platformu yaratmaktadır.

MAHSUS MAHAL KİTAPLIĞI

Mahsus mahal dergisi hapishanelerde yazan mahpusların ve dışarıya çıkmış eski mahpusların sesi olarak yayınını sürdürürken, mahpusların ürünlerini daha kalıcı çalışmalarla okurlara sunmak için mahsus mahal kitaplığı oluşturuldu.
Mahsus Mahal kitaplığı, 4 kitapla yayın hayatına başladı: Hapishane Dünyası, Esir Düşler Irmağı, Labirentin Sonu ve Şehla Balıklar Denizi. Bu kitapları okurlarla buluşturarak hapishane kaynaklı yazı, şiir ve edebiyatın hangi düzeyde seyrettiği edebiyat ortamına sunulmuş oldu. Bu çalışmayla mahpusların ürünlerini “nerede yayımlanır” kaygısı taşımadan yazabilme cesaretini kazanmaları da amaçlanmaktadır.

MAHSUS MAHAL ÖDÜLLERİ

Geleneksel hale getirilen Mahsus Mahal Ödülleri içeride yazan mahpusların ürünlerini değerlendirmek için cesaretlendirici bir çalışma olarak başlatıldı ve mahpusların yazması teşvik edilerek katılımları sağlandı. Edebiyat ve sanat ortamından ve mahpuslardan seçilen jüri şiir, öykü ve karikatür dallarında eserlerini gönderen mahpusların çalışmalarını değerlendirirken, içeri ve dışarı arasındaki yakınlaşma da sağlanmış oluyor.

MAHSUS MAHAL DERNEĞİ

Mahsus Mahal Derneği, bütün bu çalışmaların kurumsal bir yapıya ve bir sürekliliğe kavuşması için kuruldu. Hem içerdeki mahpusların koşullarının düzeltilmesi hem de dışarıya çıkan mahpusların toplumla entegrasyonu ve çeşitli sorunlarının çözümlenmesi için böyle bir kurumsal yapıya ihtiyaç vardı.
İdeolojik ve politik ölçülerle değil tamamen insani ölçülerle adli - siyasi mahpus ayrımı yapmadan, sivil toplum duyarlılığını hapishaneler konusunda geliştirirken, devlet üzerinde de pozitif bir basınç yaratmayı hedefleyen projeler için çalışmaktadır.

Özellikle tahliye olan mahpusların işsizlik, hastalık ve psikolojik uyum sorunları çok ciddi bir çalışmayı gerektirmektedir. Bu amaçla çeşitli kurumlarla işbirliği halinde bu sorunların çözümü için çalışmalar yürütülmektedir. Eski hükümlülerin, demokratik hakları ile ilgili bilgilenme ve topluma uyumlarını kolaylaştıracak psikolojik tabanlı desteklenme ihtiyaçlarının belirlenmesi için de projeler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Hukuk ve psikolojik destek atölyeleri kurularak eski hükümlülerin hayata daha donanımlı katılmaları öngörülmektedir. Bu çalışmaları topluma ve sivil toplum kuruluşlarına da yansıtarak bir duyarlılık alanı yaratma çabası içindedir.

Mahsus Mahal

 
Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
 
 


Google