|
|
1. sayımız |
2. sayımız |
3. sayımız |
4. sayımız |
 |
 |
 |
 |
5. sayımız |
6. sayımız |
7. sayımız |
8. sayımız |
 |
 |
 |
 |
9. sayımız |
10. sayımız |
11. sayımız |
12. sayımız |
 |
 |
 |

|
13. sayımız |
14. sayımız |
|
|
 |
 |
|
|
MAHSUS MAHAL KİTAPLIĞI 4 Kitapla Yayın Hayatında
2. yılında mahsusmahal dergisi hapishanelerde yazan mahpusların ve dışarıya çıkmış eski mahpusların sesi olarak yayınını sürdürürken, şimdi de aynı ekip tarafından Mahsus Mahal Kitaplığı oluşturuldu. Mahsus Mahal kitaplığı'nın ilk dört kitabı okurların ilgisine sunuldu. |
Hapishane Dünyası adlı derlemede, hapishane üzerine her biri birbirinden ilginç gözlem ve hatıralarla dolu 15 tanıklık var. Yazarların anımsamak ve anlatmak istemediği ama böyle bir çalışma için yeniden teşrih masasına yatırdıkları hapishane ile ilgili bir çalışma çıkmış ortaya. Her biri kendine özgü bir anlatı üslubu ve değişik bakış açısıyla içinde tutulduğu hapishaneleri anlatan 15 mahpusun bu son derece ilginç hatıratı, araştırmacılar için Türkiye hapishaneleri hakkında değerli bir kaynak olmaya adaydır. |
|
| Esir Düşler Irmağı hapishanelerde yazan 17 yazarın öykülerinden yapılan bir derleme. Aytekin Yılmaz ve Müge İplikçi'nin editörlüğünde toplanan öyküler bambaşka dünyalara açılan birer düş penceresi gibi. Hapishane öykücülüğünde yeni bir düzeye işaret eden Esir Düşler Irmağı mahsusmahal kitaplığı'nın bundan sonraki düzeyi açısından da oldukça dikkate değer bir çalışma. |
|
| Aytekin Yılmaz'ın ilk baskısı İletişim yayınları tarafından yapılan ve yayımlandığında bizi hapishaneler üzerine bildiğimiz her şeyi yeniden öğrenmeye zorlayan kitabı İçimizdeki Hapishane yeniden mahsus mahal kitaplığından kitapseverlerin ilgisine sunuldu. Kitap üzerine geliştirilen tartışmalar kitaptan daha fazla bir toplam oluştururken, İçimizdeki Hapishane bir nevi içimize dönüp çıplak gözlerle bakma çağrısı gibi duruyor. |
|
2008 Mahsus Mahal Şiir Ödülünü kazanan Yalçın Hafçı'nın Şehla Balıklar Denizi adlı dosyası da Mahsus Mahal Kitaplığı'ndan yayınlandı... |
|
| |
|
| |
|
|
 |
Yalnız Kemanlar
Sistemin varoluşsal eylemi, tutsakların kişiliğini öldürmektir. Tutsağın ölümü iktidarın içselleştirilmesidir; ölüm ... |
Nusret Yıldız
Aydın Engin
 |
Felizasyon
Her şeyin güvenlik amaçlı gerçekleştiği bir yerdir hapishane. Başlangıçta kulağa hoş gelse de, gerçekliğinin .... |
Ahmet Akgün
 |
Benim Hapishanelerim
Ben hiç hapse girmedim. En uzunu 24 saat süren gözaltıları saymazsak hapsedilmeyi yaşamadım. Ama ... |
Neşe Yaşın
İlhan Döğüş
 |
Saklı
Zafer Ekin Karabay’ın daha önce de şiirlerini okumuş olmalıyım. Fakat dikkatimi asıl olarak 1999 Yaşar Nabi ... |
Haydar Ergülen
 |
Nerdesin?
Onunla dağda, bayırda yan yana yürürken bir zamanlar, tanrı açık bir şekilde ceza olsun diye ayırmıştı her ikisini. .... |
Gürsel Karaaslan
Nevzat Güngör
 |
Yüzleşme
Geçen Pazar günü benim de danışma kurulunda bulunduğum Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme ... |
Markar Eseyan
 |
Rağmen Koğuşu
“Bu dünyada iki ömür gerekli, ilki tecrübe kazanmak için, diğeri tecrübeyi harcamak için.” İranlı şair Furuğ’a ait olan bu ... |
Karin Karakaşlı
Cafer Solgun
 |
Söz Irmağındaki Gözyaşlarına
Bazı yazarlar, yazdıkları her satırda, ruh verdikleri her karakterde, okurlarına “Ben bu satırları yazarken, içim o kadar acıdı ki; mürekkebim göz .... |
Nibel Genç
Şeyhmus Diken
 |
Manolya Çiçeği
Elazığ İstanbul arası yaptığım yolculuklarda, Sivas’ın Gürün ilçesi mola yeriydi. Yolculuklarım çoğunlukla kış aylarında olurdu. Sivas’tan geçerken buzdan ... |
a. İbrahim
Mehmet Göcekli
Feyza Hepçilingirler
 |
Nasıl Yazmamalı?
“Mecburen, mecburen, mecburiyetten” Afrika sıcakları ile boğuşuyorum. Bir yandan da stadyum büyüklüğünde .... |
Didem Madak
 |
Kuşların Güzergahı
“Dışarıda gürül gürül akan bir dünya”, içeride parsellenmiş bir avuç gökyüzünü seyrederken, Ahmed Arif'in dizeleri .... |
Seyit Oktay
 |
Hayvanın Sesi
Nurayev, İngiliz Kraliyetine ait opera ve bale salonunda sahne aldığının ertesi günü, İngiliz gazetelerinin birinde şöyle ... |
Sema Kaygusuz
 |
Kadın ve Eşit
“Kadın ile erkeğin eşitlendiği yer neresidir?” sorusuyla karşılaşsaydınız vereceğiniz ilk cevap ne olurdu? Yıllar önce ... |
Ruşen Özkan
 |
“Senin İçin Topladım”
Her kelimenin her insanda farklı bir iklim yaratma hüneri vardır ya, benim içimdeki en ılıman iklimi yaratan da .... |
Nilgün Gürbüz
 |
Mutluluk
Alaca karanlık yavaş yavaş yerini karanlığa bırakmaya başlamıştı. İşyerlerinin ışıkları yanıyor, evlerde perdeler ... |
Mehmet Zengül
 |
Benim Hapishanelerim
“Hapishane”, belleğime yerleşmiş, öğrendiğim ilk kelimelerden biri olsa gerek. Kelimenin ilk çağrıştırdığı .... |
Muhsin Kızılkaya
 |
Geçer
oturmuş bekliyorum bilmem ki böyle neyi
ne kuş ne kervan ah ne puşt bu devran.... |
Kenan Yücel
Şükrü Erbaş
 |
Temiz Havalı Dubleks ..
Alt kattaki salondan bir kapıyla dosdoğru bahçeye çıkıyorsunuz. “Kartal' da, temiz havalı, müstakil bahçeli ... |
Şanar Yurdatapan
Adnan Genç
Baskın Oran
Oya Baydar
Sabri Kuşkonmaz
Ertuğrul Kürkçü
 |
Uzaktan Türkiye'ye Bakmak
Bir yabancı yazarın gözünden Türkiye'nin nasıl göründüğüyle ilgili size bir fikir vermem istendi benden. Bu konu üzerinde ... |
Eugene Scholgin
 |
Bizim Koğuş
Siyasi iktidar -çoğu zaman böyledir bu- kalabalıkları ilk kez radyo tamir eden huysuz bir adam gibi yönetir; tamirat ... |
Mehmet Salim
Ece Temelkuran
Sezer Duru
 |
Köprüleri Kurmak
Tarih boyunca siyasi tutsaklar nezdinde cezaevleri, halkın gelecek umutlarını söndürmenin, toplumsal ... |
Celalettin Can
Ragıp Zarakolu
 |
Hukuk Ne İşe Yarar
Geniş bir ova vardı ağaçlar ve çimenlerle kaplı. Yaşamın bütün güzellikleri galiba oradaydı. Kuşlar, börtü böcek… Sanki ... |
Müge İplikçi
Özgür Soylu |
|
.......................................................
Sizden Gelenler.............................
.......................................................
ABDAL ŞİİRLER
ÖNSÖZ
Her seferinde
uzun bir seferden dönmüş gibi
ne zaman gözlerine dalsam
yıldızlı bir geceye bakar gibi
ancak anlatamadığım şeyler
anlatabilir beni
YANGIN
Eğer geride bir şey bırakmadıysa
fail aşktır mutlaka
AÇIK GÖRÜŞ
Sen gidince
keder gezinir kalbimde
ince topuklu
demir ökçesiyle
DENİZ VE KADIN
İçinde kayboldukça
sırılsıklam öğrendim ki
kadın ve deniz birdir
ikisi de korkuyla sevilir
EYLÜL
Ölüm ki arka bahçelerde
Gözyaşlarınla sulanmış en kızıl çiçeğimdir
Hep ökçesine bakarak gelir
Vedaya bile kavuşamasam da
Hazırım ben tenin kefen gibi sarılacaksa bana…
Yalçın Hafçı- Kırıkkale F Tipi Cezaevi
...............................................
KESİKSİZ
Çizgideyim
Arkası tiril yaprak
Önü saf beton
Toprak atıyorum ölü sevdalara
Yalan emanet göz salıyorum
Ufuk dizgisinde silik yağmurlar
Denize ağlıyor bir balık
Çizgideyim
Ebatı geniş
Gözlüğü dar
Soluğu uzun
Siren sesleri deliyor kulağımı
Figüranların dansı neye yarar
Kesiyorum bacağımı
Kör topal çizgideyim
Altında kalıyor pekmez şiirler
Altında kalıyor türkülerin nağmesi
Adımdan adım, içinden kadın çıkaran
Ürkek bakışlı aşklara veda
Çizgideyim
Aynur ULUÇ
...............................................
Irmaklığın
Sana şiir yazmak eylemi,
Deniz pinokyosu bir iskele boyunca
Özenle sıralı yosunların
Dalgalara cilvesini andırıyor:
Sözcüklerin doğup doğup
Zihni durmaksızın gebe bıraktığı
O tamamsız evreni.
Bilindik bağlaçların ötesinde
Ve aşkınlığında seyrederken anlatım,
Yüzünde
Güze dair bir sanat dönüşüyor.
Çok uzakta,
Henüz olgunlaşmış kentin ahşap evi
Simitsiz güvercinle etkileşirken.
Kelimelerin odaklanamaz bir anı olmalı,
Gözlerinin akıntısını saklayan:
Rotasına küs,
Ve kaşif bir gemi gibi,
Çapasını yalnızca
Denizin genzine batıran.
Oysa şiir,
Bir dil sürçmesidir
Saçlarının Irmaklığından.
Alparslan Nas
...............................................
kara tebeşir çocukları
deniz köpüklerinden vitrin camı yapıyorum yine
vapurun güneşli balkonundan fırlayınca martılar…
lüzumlu bir yağmurla da çoğaldıkça çoğalıyor telâş
o kuru kalabalık çok sevdiğim bir halk oluyor
iştahlı bir öğle çayıyla işine gidenlere bakıyorum
veya sadece gidenin iklimine…
kaldım işte suyun hürmetine, sularda sesim kıyamet
gözlerimi kocaman açsam kıssam da ifade etmiyor
kuyudur, göz tasımı düşürdüm kuyuya; çamur ve
kâğıttan bildiğim ne varsa demirdenmiş! çekip
alıyorum kendimi bu korkunç birleşmeden…
kuyudur, kuyunun huyudur bu…
kibrit çöpünüzü yerleştiriyorum gölgeme
intihara meyilli bir duruş belirliyorum
gören de tel cambazı sanır…
kimlerin dudak izleriyse yaram azat ediyorum
ama nereye gittiğini bilmiyor bu insanlar
belki de ben görmüyorum…
kuyudur; kara tebeşir çocukları kuyunun
Taner Cindoruk
...............................................
Basında Mahsus Mahal
2 Haziran 2008 / Radikal / Sadık Elhan
13 Şubat 2007 / Birgün / Seray Şahiner
27 Ocak 2007 / Birgün / Şeyhmus Diken
17 Ocak 2007 / Radikal / Haydar Ergülen
06 Ocak 2007 / Birgün / Çiğdem Mater
05 Ocak 2007 / HaberTe
02 Ocak 2007 / Evrensel / Ulaş Emre
01 Ocak 2007 / Birgün / Ulaş Gürpınar
28 Aralık 2006 / Diyarbekir.Net
05 Ocak 2007 BİA Haber Merkezi / (AÖ/TK)
"Mahsus Mahal" Dergisi Cezaevinden Çıktı
Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin öykü ve şiirlerini içeren ve PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi projesi olan "mahsusmahal" dergisinin ilk sayısı çıktı. Derginin hedefi "duvarların ötesindeki kalemleri dışarıdaki hayatla buluşturmak".
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yazdığı öykü ve şiirlerden oluşan üç aylık "Mahsus Mahal" dergisinin ilk sayısı çıktı.
Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) Hapisteki Yazarlar Komitesi'nin projesiyle gerçekleştirilen derginin yayın yönetmenliğini, daha önce Hapishaneden Şiirler, Hapishaneden Öyküler, Hapiste Yazmak kitaplarının da yazarı olan Aytekin Yılmaz üstlendi.
Derginin bu ayki sayısında, Nusret Yıldız, Şeyhmuz Ay, Aytekin Yılmaz, Nibel Genç, Sezai Sarıoğlu, Hasan Koç, Sezer Duru, Şanar Yurdatapan, Ece Temelkuran, Nevzat Güngör, Haydar Ergülen, Sennur Sezer, Müge İplikçi, Şeyhmuz Diken, Ruşen Özkan, Yalçın Hafçı, Önder Birol Bıyık, Burak Kayaoğlu, Veysel Avcı, Mehmet Boğatekin, Mehmet Taşdemir, Şadiye Manap, Celalettin Can, Ragıp Zarakolu, Bülent Şamcı, Özgür Soylu, Ahmet Akgün, Kenan Eksin, Abdullah Altun, Barış Işık, Özgür Tüzün, Özlem N. Yılmaz, Mehmet Göcekli, Naif Bal, Özgür Tuna, Yalçın Hafçı, Muzaffer Tansu, Mitat Çelik'in yazıları bulunuyor.
"Edebiyat dünyası, duvarların ötesiyle bağını kopardı"
Derginin ilk sayısı nedeniyle yapılan açıklamada, 90'lardan bu yana edebiyat dünyasında cezaevinden yazan insanlara rastlanmama nedenini, edebiyat dünyasının duvarların ötesiyle bağlarını koparmasına bağlanıyor.
"mahsusmahal, epeydir unutulan tutuklu kalemlerin, edebiyat dünyamıza açılması ve içeriyle dışarı arasında yazınsal bir köprü oluşturma amacıyla yayın hayatına başlıyor."
Dergi, çıkış amacını "soğuk duvarların ötesindeki kalemleri dışarıdaki hayatla buluşturabilmek, kalemlere beyaz bir sayfa olmak, içerdeki edebiyatla dışarı arasında sözcüklerden bir köprü inşa etmek" olarak özetliyor. |
|
|
|
|