İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...İçeriden dışarıya, dışarıdan içeriye köprü kuran dergi; mahsusmahal...

 

 
Anasayfa
Hakkımızda
Künyemiz
Sayılarımız
Öyküler
Şiirler
Denemeler
Karikatürler
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Mahsus Mahal Ödülleri Verildi

2008 mahsus mahal ödülleri 7 Mayıs gecesi yapılan bir etkinlikle sahiplerine verildi.

‘Şehla Balıklar Denizi' adlı şiir dosyası ile ödül alan, Kırıkkale F Tipi cezaevinde bulunan Yalçın Hafçı'nın ödülünü, onun adına ablası Gülderen Hafçı'ya Şair Neşe Yaşın verdi.

‘Yalancı Bahar' adlı öykü dosyasıyla ödül alan, Adıyaman E Tipi Cezaevinde bulunan Veysel Avcı'nın ödülünü, onun adına yakını Halise Ayyıldıza Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ömer Laçiner verdi. Ödül alan dosyalar, bu yıl içerisinde mahsus mahal kitaplığında yayımlanacak. PEN Üyesi yazar Tülin Dursun, ödül alan iki yazara 1000'er lira para desteğinde bulundu. Bu yılki yarışmanın Öykü Jürisinde Gaye Boralıoğlu, Behçet Çelik, Özlem N. Yılmaz, Müge İplikçi ve Sema Kaygusuz, Şiir Jürisinde ise Haydar Ergülen, Neşe Yaşın, Orhan Alkaya, Sezai Sarıoğlu, Halil İbrahim Özcan vardı.

Ödül gecesine yazarlar Orhan Koçak, Behçet Çelik, Müge İplikçi, Ömer Laçiner, Ayşegül Devecioğlu, Özlem N. Yılmaz, Emin Karaca, Faik Akçay, Aytekin Yılmaz, Gaye Boralıoğlu, Sezai Sarıoğlu, Neşe Yaşın, Mehmet Taşdemir, Mehmet Göcekli, PEN yazarlar Derneği'nden Tülin Dursun, Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun, KADAV (Kadınlarla Dayanışma Vakfı) başkanı Serap Güre, CİSST (Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği) başkanı Zafer Kıraç, RUSİHAK (Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği)'dan Fatma Yahu, SKYGD (Sosyal Kültürel Yaşamı Destekleme Derneği)den Ayşe Görür gibi isimler katıldı.

** mahsusmahal'in 6. sayısı çıktı, almayı unutmayın...

** mahsusmahal kitaplığı 3 kitapla yayın hayatına başladı...

** mahsusmahal'den geçenlerin yeni kitapları çıkmaya devam ediyor:

Yalçın Hafçı / Dağalası
Belge Yayınları / Şiir


Mehmet Taşdemir / Puslu Akşamlar Agora Kitaplığı / Öykü

Kenan Yücel / Uzaklara Atılmış Bir Kedi Hüznü / Yitik Ülke Yayınları / Şiir

Nevzat Güngör / Görünmez Adam / Evrensel Basım Yayın / Öykü

Haydar Demir / Makine /
Evrensel Basım Yayın / Öykü

1. sayımız
2. sayımız
3. sayımız
4. sayımız
5. sayımız  
mahsusmahal'e ulaşmak çok kolay. Dergimizin hangi sayısından kaç adet istediğinizi ve adresinizi bilgi@mahsusmahal.com adresine bildirin ve aşağıdaki hesap numaralarından birine dergi başına 5 YTL'yi gönderin (bankamatik ile yapılan gönderilerde ve internet bankacılığında para havalesi ücretsizdir) posta ücreti bize ait olmak üzere dergilerinizi hemen gönderelim. Yurt dışından almak isteyen arkadaşların ise dergi bedelinin üzerine 5 YTL de posta ücretini eklemelerini rica ediyoruz... Dergimizi bu yöntemle alarak destek olmanızı bekliyoruz...

İş Bankası Kadıköy Şubesi 1187 / 1424463
Yapı Kredi Parmakkapı Şubesi 042 / 80156436
Garanti Bankası Galatasaray Şubesi 68 / 6691623

MAHSUSMAHAL KİTAPLIĞI 3 Kitapla Yayın Hayatında

2. yılında mahsusmahal dergisi hapishanelerde yazan mahpusların ve dışarıya çıkmış eski mahpusların sesi olarak yayınını sürdürürken, şimdi de aynı ekip tarafından mahsusmahal kitaplığı oluşturuldu. Mahsusmahal kitaplığı'nın ilk üç kitabı okurların ilgisine sunuldu.

Hapishane Dünyası adlı derlemede, hapishane üzerine her biri birbirinden ilginç gözlem ve hatıralarla dolu 15 tanıklık var. Yazarların anımsamak ve anlatmak istemediği ama böyle bir çalışma için yeniden teşrih masasına yatırdıkları hapishane ile ilgili bir çalışma çıkmış ortaya. Her biri kendine özgü bir anlatı üslubu ve değişik bakış açısıyla içinde tutulduğu hapishaneleri anlatan 15 mahpusun bu son derece ilginç hatıratı, araştırmacılar için Türkiye hapishaneleri hakkında değerli bir kaynak olmaya adaydır.

Esir Düşler Irmağı hapishanelerde yazan 17 yazarın öykülerinden yapılan bir derleme. Aytekin Yılmaz ve Müge İplikçi'nin editörlüğünde toplanan öyküler bambaşka dünyalara açılan birer düş penceresi gibi. Hapishane öykücülüğünde yeni bir düzeye işaret eden Esir Düşler Irmağı mahsusmahal kitaplığı'nın bundan sonraki düzeyi açısından da oldukça dikkate değer bir çalışma.
Aytekin Yılmaz'ın ilk baskısı İletişim yayınları tarafından yapılan ve yayımlandığında bizi hapishaneler üzerine bildiğimiz her şeyi yeniden öğrenmeye zorlayan kitabı İçimizdeki Hapishane yeniden mahsus mahal kitaplığından kitapseverlerin ilgisine sunuldu. Kitap üzerine geliştirilen tartışmalar kitaptan daha fazla bir toplam oluştururken, İçimizdeki Hapishane bir nevi içimize dönüp çıplak gözlerle bakma çağrısı gibi duruyor.
Çıkarın Beni Bu Dışarıdan
Aradan unutmanın ve yanlış hatırlamanın da baş göstereceği kadar uzun bir zaman geçince, adına geçmiş dediğimiz büyülü çağlar yeniden canlanır ....
Şeyhmus Ay
Kadın ve Eşit
“Kadın ile erkeğin eşitlendiği yer neresidir?” sorusuyla karşılaşsaydınız vereceğiniz ilk cevap ne olurdu? Yıllar önce bana sorulsaydı, muhtemelen az ...
Ruşen Özkan
Hapishane ve Yalnızlık
Denilebilir ki, dünyada yaşayan her insan, hatta canlı sayısı kadar yalnızlık çeşidi vardır. Bir de tam anlamıyla koyulaşmış bir yalnızlık olgusu vardır. Bu, toplumsal, ....
Yalçın Hafçı
Hayalin Dokunduğu Gerçek
Kelebek ölülerinin cansız ve solgun güz yaprakları gibi düştüğü hapishane avlusunda, akşamın alaca karanlığıyla birlikte üstüme çöken dalgınlığımla, kafamda, ...
Mehmet Taşdemir
Yaşamı Sevmek Diye Bir Şey
Bir uçarı sevda dolanır başımızda.
Çeperlerine kadar zorlayarak,
Deli deli akar kan damarlarımızda,
Hoş kokulu baharı da severiz
Sarı sıcağında....
Ahmet Ümit
“Bir çay daha içseydin!..”
“Cümle hâl insan halidir…”
Bir nedenle bir insan mahpushaneye düşer. Zamansarısı takvimin, “Günler uzun, haftalar kısa...
Sezai Sarıoğlu
İçsel Yalnızlık
Yalnızlığı açığa çıkaran birçok neden vardır. Gerçekte ise, insanın yalnızlığı kalbinde taşıdığıdır. Şüphe hayatı dinamik kılmada çok etkin rol üstlense de bir yönü ....
Ahmet Akgün
Benim Hapishanelerim
“Hapishane”, belleğime yerleşmiş, öğrendiğim ilk kelimelerden biri olsa gerek. Kelimenin ilk çağrıştırdığı şey “Yasin Amca”ydı. Ben doğduğum yıl, “Mamo ....
Muhsin Kızılkaya
Geçer
oturmuş bekliyorum bilmem ki böyle neyi
ne kuş ne kervan ah ne puşt bu devran
unutuldum bir kuyuda ....
Kenan Yücel
Suyun Fısıldadığı
Dikiş iğnesini tutan eliyle gözleri arasındaki mesafe yarım metre, dikiş iğnesinin deliğiyle o delikten geçmesi gereken kırmızı iplik arasındaki mesafede bir karış ....
Nibel Genç
Mahsusmahal Mektupları
Her geçen gün çoğalıyor mahsusmahal yazıları. Yazılarınız birikiyor. Daha şimdiden büyük bir mahsusmahal arşivi oluştu. Bazı mahpuslar şiir ve öykülerinin ...
Aytekin Yılmaz
Hepimiz Yunus Balığıyız
Sahilde dolaşırken denize atılmış bir parça ekmek görürseniz izleyin onu bir süre. Ya da siz atın bir parça ve izlemeye koyulun başlayacak şenliği ...
Mehmet Göcekli
Hatıralar Kuşlar Gibi Dal İster Konacak
“Benzemez insan dostlarıma/ Ağaçlar gölgesini esirgemez/ Güneş köpeğimden daha sadık/ Dizlerime sıçrar ellerimi ısıtır/ Karşılık ...
Şükrü Erbaş
Virginia Woolf -Edebiyatın Deli Prensesi-
Ah Virginia! Deliliğin zehirli tohumu ne zaman düştü bilincine? Düşlerinin arasında büyüyen zehirli bir sarmaşık gibi bilincini etkisi
...
Özlem N. Yılmaz
Temiz Havalı Dubleks Daireler...
Alt kattaki salondan bir kapıyla dosdoğru bahçeye çıkıyorsunuz. “Kartal' da, temiz havalı, müstakil bahçeli dubleks daire” diye duyarsanız bilin ki burasıdır ...
Şanar Yurdatapan
Dağlar
Yeniden saldırıyor toprağa. Nasırlı elleri yara bere içinde. Kanlı… Bütün gücüyle yüklenerek söküyor topraktan büyükçe bir parça. Durup dinlenmeden tekrarlıyor aynı şeyi...
Nevzat Güngör
Hapisaneden Mektup Vaaar...
Mektuplar... En çok hapishanelerde beklenir… Gözler, görevlinin sesindedir. “Postaaa… Kıpraşın biraz yahu!” Ne derse desin, meymenetsiz ulak zarfları ...
Adnan Genç
Nerde O Eski Mahpushaneler!
12 Mart 1971 sabahı küçük abim Taşkın telefonla aradı. Çok neşeliydi: “Gözümüz aydın, reformlar başlıyor!” dedi. O zamanlar TRT televizyonu ...
Baskın Oran
Tel Örgüler Arkasında Sevgi'yle
Üst ranzaya çıkıp demir parmaklıklı pencereden dışarı bakınca kale görünürdü. Ay, tam kalenin arkasından doğar, akşamla birlikte gecekonduların ışıkları ...
Oya Baydar
Nidaba'nın Tesellisi
Siyasi iktidar -çoğu zaman böyledir bu- kalabalıkları ilk kez radyo tamir eden huysuz bir adam gibi yönetir; tamirat bittiğinde dışarıda kalan parçanın aslında ...
Nusret Yıldız
Tartışmasız Haklılık Halinin İki Öznesi
Bir şiir seçkisi çalışması sırasında, kendimi değerli bir şairimizle neredeyse bir tartışmanın eşiğinde buldum. Şairin şiiri üzerine şairle ...
Sabri Kuşkonmaz
Şiir Üstüne Konuşmak
Merhaba, zor koşulları yazarak aşmaya çalışan arkadaşım,
Bu kez seninle Necati Cumalı'nın şiirleri üstüne konuşmak istiyorum. Doğrusunu istersen bu yazıyı ...
Sennur Sezer
Mekan Olarak Hapishane
Hapishaneci Olarak Mima
r
Mimarlık bir bakıma mekânın işlevsel örgütlenmesi işi olarak tanımlanabilir. Ama bu tanımın bir kusuru var. Mimarın öznelliğini ...
Ertuğrul Kürkçü
Uzaktan Türkiye'ye Bakmak
Bir yabancı yazarın gözünden Türkiye'nin nasıl göründüğüyle ilgili size bir fikir vermem istendi benden. Bu konu üzerinde ne kadar çok düşündüysem, ...
Eugene Scholgin
Yalnızlık Duvarları Aşıyor!
mahsusmahal'in ilk sayısına içerdeki arkadaşlardan çok sayıda mektup, şiir, öykü ve deneme geldi. İlgilerine, dostluklarına yürekten teşekkürler. ...
Haydar Ergülen
Bizim Koğuş
Siyasi iktidar -çoğu zaman böyledir bu- kalabalıkları ilk kez radyo tamir eden huysuz bir adam gibi yönetir; tamirat bittiğinde dışarıda kalan parçanın aslında ...
Mehmet Salim
Hapishane Duvarlarını Aşan Sesler
Siyasi iktidar -çoğu zaman böyledir bu- kalabalıkları ilk kez radyo tamir eden huysuz bir adam gibi yönetir; tamirat bittiğinde dışarıda kalan parçanın aslında ...
Ece Temelkuran
Dostoyevski'nin Prangaları
Dünyanın en ünlü yazarlarının çoğunun tutuklandığını, zindanlara atıldığını, işkence gördüğünü biliyoruz. Herhalde yaşadıkları zamanlarda yazdıkları ve ...
Sezer Duru
Köprüleri Kurmak
Tarih boyunca siyasi tutsaklar nezdinde cezaevleri, halkın gelecek umutlarını söndürmenin, toplumsal mücadeleleri tasfiye etmenin kurumları olarak işlev ...
Celalettin Can
"Yeni Sesler" Üstüne Düşünceler
Belge Yayınlarının “Yeni Sesler” Dizisi, Ayşe Nur Zarakolu tarafından, yayınevinin 10. yıldönümü olan 1987 yılında Ersin Ergün' ün “Bir Avuç Şiir” adlı ...
Ragıp Zarakolu
İçerdeki Ses ya da Sustalı Bıçak
“Ben hayatı mahpushane kapısında öğrendim.” “İnsan biriyle ölünceye kadar arkadaşlık yapmak isterse ya birlikte mahpus yatmalı ya da beraber askerlik ...
Şeyhmus Diken
Hukuk Ne İşe Yarar
Geniş bir ova vardı ağaçlar ve çimenlerle kaplı. Yaşamın bütün güzellikleri galiba oradaydı. Kuşlar, börtü böcek… Sanki cennetten bir fasıldı. Ve ortada bembeyaz ...
Müge İplikçi
Bahattin Emmi Bir Gün
Şaşarım bu bizim oraların neşesine. Kuşbakışı bir şeyler söylemeye kalksan, aman ne ölgün, ne sıkıcı yaşamları var, dersin. Belki uzaktan böyle ...
Özgür Soylu
Kan ve Şarap
soğuk bir elin anlatamadıklarıydı
dili dönse konuşacaktı… olmadı
hayat biraz puşt biraz fahişe
sarkıtmıştı bacaklarını caddelere
bulanık sular taşardı küfrüne ...
Önder Birol Bıyık
Babama Geç Kalmış Sözler
Yüreğimde bıraktığın kıymıkları çıkarmaya çalışıyorum hâlâ. Parmak uçlarımdan sızan kanı hiç görmedin ki sen. Ve saçlarımı ağartan kalbimin yaralarını ...
Veysel Avcı


Basında mahsusmahal

13 Şubat 2007 / Birgün / Seray Şahiner
27 Ocak 2007 / Birgün / Şeyhmus Diken
17 Ocak 2007 / Radikal / Haydar Ergülen
06 Ocak 2007 / Birgün / Çiğdem Mater
05 Ocak 2007 / HaberTe
02 Ocak 2007 / Evrensel / Ulaş Emre
01 Ocak 2007 / Birgün / Ulaş Gürpınar
28 Aralık 2006 / Diyarbekir.Net

05 Ocak 2007 BİA Haber Merkezi / (AÖ/TK)
"mahsusmahal" Dergisi Cezaevinden Çıktı
Cezaevindeki tutuklu ve hükümlülerin öykü ve şiirlerini içeren ve PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi projesi olan "mahsusmahal" dergisinin ilk sayısı çıktı. Derginin hedefi "duvarların ötesindeki kalemleri dışarıdaki hayatla buluşturmak".
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yazdığı öykü ve şiirlerden oluşan üç aylık "mahsusmahal" dergisinin ilk sayısı çıktı.

Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) Hapisteki Yazarlar Komitesi'nin projesiyle gerçekleştirilen derginin yayın yönetmenliğini, daha önce Hapishaneden Şiirler, Hapishaneden Öyküler, Hapiste Yazmak kitaplarının da yazarı olan Aytekin Yılmaz üstlendi.

Derginin bu ayki sayısında, Nusret Yıldız, Şeyhmuz Ay, Aytekin Yılmaz, Nibel Genç, Sezai Sarıoğlu, Hasan Koç, Sezer Duru, Şanar Yurdatapan, Ece Temelkuran, Nevzat Güngör, Haydar Ergülen, Sennur Sezer, Müge İplikçi, Şeyhmuz Diken, Ruşen Özkan, Yalçın Hafçı, Önder Birol Bıyık, Burak Kayaoğlu, Veysel Avcı, Mehmet Boğatekin, Mehmet Taşdemir, Şadiye Manap, Celalettin Can, Ragıp Zarakolu, Bülent Şamcı, Özgür Soylu, Ahmet Akgün, Kenan Eksin, Abdullah Altun, Barış Işık, Özgür Tüzün, Özlem N. Yılmaz, Mehmet Göcekli, Naif Bal, Özgür Tuna, Yalçın Hafçı, Muzaffer Tansu, Mitat Çelik'in yazıları bulunuyor.

"Edebiyat dünyası, duvarların ötesiyle bağını kopardı"
Derginin ilk sayısı nedeniyle yapılan açıklamada, 90'lardan bu yana edebiyat dünyasında cezaevinden yazan insanlara rastlanmama nedenini, edebiyat dünyasının duvarların ötesiyle bağlarını koparmasına bağlanıyor.
"mahsusmahal, epeydir unutulan tutuklu kalemlerin, edebiyat dünyamıza açılması ve içeriyle dışarı arasında yazınsal bir köprü oluşturma amacıyla yayın hayatına başlıyor."
Dergi, çıkış amacını "soğuk duvarların ötesindeki kalemleri dışarıdaki hayatla buluşturabilmek, kalemlere beyaz bir sayfa olmak, içerdeki edebiyatla dışarı arasında sözcüklerden bir köprü inşa etmek" olarak özetliyor.
...........................................................

mahsusmahal'in okurlarına bir mektup

“İçimizin duvarları daha mı kalın yoksa”

içimizde belki bizimde bilmediğimiz öyle büyük ve kalın duvarlar var ki… Sevgili Şehmus Ay'ın dediği gibi “dışarının tahribatı” da bu olmalı… kiremit üstüne kiremit...
bir şekilde, içerdeki duvarları bin bir güçlükle aşan, yazılar/öyküler/şiirler, bizim iç duvarlarımızın ön cephesine devamlı çarpmaktan, soluksuz kalıp, kırılıp parçalanıp düşmüşlerdi epeydir ayak uçlarımıza…
şimdi ise, yeniden doğrulup, kalkıp birer ikişer, el ele tutuşup gelmişler bir derginin kapaklarına abanıp…
sevgili Mehmet Taşdemir'in dediği gibi “duvar diplerine doğurulan öyküler”, dizeler, yürek çıkıntıları…
ilk sayısını okudum “mahsusmahal"in içimizdeki duvarları yerle bir edebilecek ince sızıların, ustaca, yüreğimize el uzatması var…
sevgili Yalçın Hafçı'nın esmer ciltli kitabından süzülen bir rüya gibi belki de yine onun dediği gibi ‘bir aşk mektubu gibi açarken yarını', mahsusmahal'i de aynı öyle açmalı…
işte belki de bu yüzden 'mahsusmahal' en çok da kuş kanadında bir mektuptur ve de gökyüzünde salınan rengarenk bir uçurtma.
Onu gökyüzünde tutalım…
Sevgiyle...
Nilgün Gürbüz/Antalya
...........................................................

...........................................................
Sizden Gelenler.............................
...........................................................



BENİ YANINDAN AYIRMA

beni yanından ayırma, akşamüstü
penceresi kışa kanat yokluklar olur
kederden utanan, can ucunda ekmek, kar
kararınca bütün dudaklar çıkarsız öpülür
yanından ayırma beni, şeytan ağarır, ben
çıkamadım karasına zulmün, bedenim
ağırdı, kalkmadı bir türlü tabutum, durak
de kaç kişi baharı bekler, annemce tut elimden
dünyaya dar gelir masallar, tutsana hadi
sürtün tenime, zannettiğin gibi değil şiir
tövbelerimi çarp yüzüne, sancılarımı soy
aşk bir yüreğin çınlamasıdır, eğme yalnızlığımı
bak trenler gün aşırı yorgun at kuyruğunda göç
sürekli rakı içiliyor, kasketi terli adamlar
çocukları ve kadınlarıyla onlar
bak sürekli etrafta yarım kalmış düğün sessizliği
kaybolan bir afişte çırıl çığlık kaygılar ve tut
içinden bir beni tut, gözleri bağlı pazara giden
kardeşlerimi tut,
güpegündüz körebe pahasına körleşen...
yanmak da haram bize, sustum sana, ciğerim
beni bisiklet çarptı, seni uzun çarklı tanklar
bayraklara sığındık, sığınmanın her biçimine uyduk
yüzün yaramı sıyırdı, şart koştum ömrüme
yüzünden düşen bulutu
ağzı şaşkınlık, kulağı karanlığın tırmaladığı
korkak bir çocukluktu benimkisi, sesler
dirilerin ölü çığlıkları, göğünüm evvel
utandım gergin suretinden göğün
tutunca ellerini
beni yanından ayırma
şişeleri ayır, giysileri, beklediğin bir şarkıyı
beni yanından ayırma
düşün neydi adım, niçin vardı otel odaları
odalar loş, sıkıntı tok, hasrete benziyor
ertelediğim tüm randevular
sokaklar güzüne dağılıyor senin, ilk aşk
gibi giriyor toprağa canımın kefeni
vicdan azaba susuyor
ısırgan ve dikenli şeritlerin ardından
boşaldığım aşkları dolduruyor yaşım
zaten bir kibrit çöpünün dumanıyla
halvettim, nasılsan öyleydim, Tanrının
insana buyurduğu bir barış düşledim

çırağıyım güneşin...

gülü haline bırak, pişmanlıklarımızı solalım
işte kadınım, yazmayacağım dediğim
lastik yakıyor içimde bir çocuk
üstüme abanıyor bakireliğin
ne iyiydin sen
sen ne iyiydin

seni yanımdan ayırmayacağım
kuşluk vakitlerini bir de, okul önlerinde
şemsiyeli gülücükleri, tramvayları
operaya giden, tören adımlarını kuşkusuz
ayırmayacağım, ağzını yüzüme sürüp
kafama sıkacağım bütün şerefli yalanları
işsizlikleri, erken döllenen yeminleri, seni
ayırmayacağım yanımdan

yanın yok senin!

dünyanın sirkine tünemiş cambazlar var
yanık yok!

vurun lan, doğmamış bir şairin
yaş günüdür gözlerim
askıya alın aslımı
sesimi çarmıha gerin
inin beynimin içinden
seyretmeyin

beni yanından ayırma sevgilim ...

TANER CİNDORUK

..........................................................

dulcinea

"yelda karataş'a"

ezik çanta turuncusu eziyor siyahında
anahtarlar: kadınlığını açacak olan, bendeydi
bunu biliyorum
aynamda dolabın sol alt köşesi kırmızı dosya akıyor
uzanmış gerinirken
bozulmuş şeyler biriktirdiğim kutunun üzerinde
müsvedde insanlardan uzak tutulur, yazmıştım
sayılar metalik bakıyordu yüzüme
kıçlarını dönmüş şişelerden ahmakça ödevlerden ve derdest edilmiş çarşafımdan
hastalıklı renginden olası anlar önce mavi imiş
belleğime azgınlığı linç kalabalığı topluyorum
duymaz gözler üzerimi soyuyor
yirmi yıldır gobi çölünün kordon çukurunda şamreli yırtık-
demir aksamı meni üretmeyen arabam eskisiyle bekliyorum seni
düşlerle vücut bulan peri
dulcinea'm
esmerlik çiçeğiydin.

Mustafa Berktay Işık
..........................................................

karınca

günlerden pazar aralık
eski istasyon mahallesinden
çocukluğumun karınca izleri
hüzünle beni çağırıyor

çağırıyor beni
unutulmuş sözcükler

istanbul çingenesi hemen gel
paris' i mor doğurmak istiyorum
çocukluğumu da yeniden
bisikletle uğurlamak istiyorum

günlerden pazar aralık
eski istasyon mahallesinden
romalı askerler sakallı ulema
bilginler aynı kervanla yola çıkmadı

istanbul' da haydarpaşa
tren garında değilim
pencereden bakmıyorum

günlerden pazar aralık
uçan tüy karınca
çocukluğumu unutma

rengin özesmi
.........................................................

azalma manzumesi

Azalan yanlarım var mutlaka
Her ölüm etimden kopan bir parçadır
Artık kan istemiyorum damarlarımda
Kalbim küçülür çünkü bunca acıdan

Gözüm de küçülür gördükçe açık yaraları
Rakamları küçük görüyorum hesapları beyaz
Aritmetiği hiç sevmedim ömrümce
Ölüler sayan bir tellal oldu ülkem

Azalan yanlarım var mutlaka
Rüzgar alan aralıklarım
İnceden inceye incelen ten
Geçen günlerin gündüzünde
Yolların düzünde bile sürüngen.
Gücü zaman çoktan soğurmuş
Soğuyormuş haberler
Rüzgar alan aralıklarımdan
Üşüyorum

Üşüyorum
Kalbine vuran gölgem
Bir Mihriban türküsünde titriyor

Parçalanmış kum olmuş kum kalbim
Derin derin hayal üstüne
Çekiyor içine olanca suyu
Kan ağarıyor sabahlarda, kan.

Ölümleri sayıyorum parmaklarım yetmiyor azalıyorum
Şimdi bir yönden bir esinti geliyor
Kalkıp bakmalı korkuyla,
Gök mü delindi, hayat mı yırtık?

Azalan yanlarımdan kalan kanı sürüyorum gecenin alnına
Kara bayraklar yırtılıyor, cehennemin penceresine perde.

Sabri Kuşkonmaz
.........................................................

ADSIZ

adımızı ayrı yazalım
adımızın üstüne kırmızı kalem
çekenlerle bir yere varamayız
bizim gibi ikili gezenlere
yol vermedi tarafsızın tarafları
halkın tarafını seçtiğimiz
için çok kızanlar oldu bize.

yollarda açan güller
maya dağından öte
yolculara umut verirler
adınızı unutun bin kere
bu yoldan geçin gidin evinize.

külden doğan alaca tayların
kişnemesine kulak verin
yonca yaprağı çayır kulağı
güneş eğrek höyüğünden
sallanır yazı tarlaya
söylemezden çıkar dumanı.

suyla yolun kesiştiği günün
yamacına kurulmuş evleri
hep çok sevdiğimi söylerim
güneşi biraz daha döndürseniz
bizim evler de alır güneşini.

kumlu yolların bir ışık içerdiğini
hep söylemişimdir babama
suyun yatağı hiç bozulmaz
oval taşların ebruli dilinden
öyküler anlatır bize ay ışığı.

Mehmet Rayman
.........................................................

NERDEYİM?

Ey tanrı
Babaların babası
Hizmetçilerden efendi ordusu
Kendi kuralına kul
Vaadi cennet
Mahsulü günah
Yarattığın evrende sarhoşum
İçerim-içmem ayıkmam
Eserinde solurum
Güzeline vurulur
Uğruna dağ, yol, çöl dolaşırım
Yutarım tozun dumanın
Görmez olaydım kanın-revanın
Bilmem ki nedir ararım?
Bir aynaymış tuttuğun
Bir beni
Ben de seni
Sende cihanı görürüm
Hayalim
Esinim
Nefesim
Nereye varsam geri dönerim
Kalbimi bıraktığım yerdeyim

Serdar Erdoğan/3 KASIM 2007
...............................................

Zamanın Kumu

geçiyor acıyı başıma
yağdıran hayat
geçiyor delişmen gülüşlerimden
cumbalı sokağın çalgıcıları

geçiyor hayat
en uzun gündüz
akıyor kağıda süresiz

dört taraf pazar çarşı
uz elli ne fayda
zahmet türküsünü
yakan bilir
çilesini ipliğin

cesurmuşuz gibi ötesine bakalım
bütün dillerde geçermiş zaman
kumu dökülürmüş saatlere

bir kanatlık uzaklıkmış
ümit zamanda işgil
veda soğukmuş

rengin özesmi

.......................................................

 

Mektup Bekleyenler
Dergiyi Edinmek
Bağlantılar
İletişim
Ortak Kitaplar
Basında Kitaplar
Kitap Çıkaranlar
Mahsus Mahal Türküsü
Bize Yazın
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Google

 
eXTReMe Tracker

yapım: antugrafik@gmail.com